Dünyanın sert gerçeklerinden kisa süreli de olsa bir kaçış alanı sunan moda,yeni sezonda romantik unsurlar aracılığıyla yumuşak bir yüzünü gösterdi; podyumlarda fırfırlar, volanlar, zarif fiyonklar ve akışkan drapelerle şekillenen siluetler feminenliğin teatral ama incelikli bir yorumunu ortaya koydu. Bu akım yaz bitince geçip gidecek sanmayın, sonbahar/ kiş koleksiyonlarında da devamını göreceğiz.

Hazırlayan: Melda Narmanli Çimen
İlkbahar/yaz 2026 sezonunda vitrinlerde bu kadar çok fırfır, volan, fiyonk ve drape görmemiz tesadüf değil. Dünyanın politik, ekonomik ve sosyal açıdan sertleştiği dönemlerde moda sıklıkla daha romantik, daha duygusal ve daha dekoratif bir dile yönelir. Bu nedenle yeni sezondaki bu hacimli ve hareketli detaylar sadece bir stil gösterisi değil; aynı zamanda hepimizin ruh halinin bir yansıması. Sert gerçekliklerin karşısında moda, yine hafiflik ve hayal gücü sunan bir alan yaratıyor. Ve moda tarihinin döngüsel doğası ile günümüzün kültürel ruh hali bu estetikte kesişince karşımıza romantizmi bir kaçış değil bir duruş olarak taşıyan bu sürprizlerle dolu kadın çıkıyor.
TEATRAL GÖRSELLİK
Fırfır ve volanların kökeni aslında oldukça eski. 16. ve 17. yüzyıl Avrupa aristokrasisinde görülen “ruff ” yakalar ve katmanlı süslemeler, statü ve ihtişamın sembolüymüş. Barok ve Rokoko dönemlerinde ise kumaşın hareketi neredeyse mimari bir unsura dönüşmüş, drapeler ve katmanlar giysiyi teatral bir objeye çevirmiş. 19. yüzyılın romantik modasında bu süslemelerin yeniden ortaya çıktığını, ince muslin elbiseler, kurdeleler ve yumuşak katmanlarla feminen zarafetin görsel bir dil haline geldiğini görüyoruz. 20. yüzyılda ise özellikle 1970’lerde Yves Saint Laurent’ın romantik bluzları ve Viktoryen referanslı tasarımları, bu estetiği modern bir yorumla yeniden sahneye taşımıştı.
DUYGUSALLIK, YENİDEN!
Bugünün tasarımcıları işte bu tarihsel mirası yeniden yorumluyor. Ancak yeni sezondaki romantizm nostaljik bir kopyadan çok daha fazlası. Sosyal medyada da güçlü bir görsel etki yaratan fırfırlar ve drapeler hareket, hacim ve akış hissi yaratmak için kullanılırken volanlar dramatik siluetler oluşturuyor. Fiyonklar ise feminenliğin modern bir simgesi. Bu yaklaşım, minimalizmin ve sessiz lüks akımının sadeliğinden sonra modanın yeniden duygusal ve teatral bir dile yöneldiğini gösteriyor. Bu romantik dil podyumlarda da güçlü örneklerle karşımıza çıkıyor.
Örneğin Jonathan Anderson’ın Dior için hazırladığı ilkbahar/yaz 2026 koleksiyonunda fiyonklar neredeyse mimari bir unsur gibi kullanılıyor; yakalarda, bluzlarda ve elbiselerde abartılı ölçülerde konumlanan kurdeleler feminenliği güçlü ve grafik bir forma dönüştürüyor.
Chloé’de ise romantizm daha bohem bir yorumla karşı- mıza çıkıyor; ince danteller ve katmanlı fırfırlar, markanın hafif ve akışkan siluetlerini daha da şiirsel bir hale getiriyor. Louis Vuitton koleksiyonunda ipeksi volanlar ceket ve elbiselerin üzerinde hareket eden katmanlar olarak yer alırken, Givenchy transparan kumaşların üzerine yerleştirilmiş fırfırlarla romantik ama modern bir dram yaratıyor. Valentino cephesinde ise büyük ölçekli fiyonklar yakalarda, omuz- larda ve bel hattında yer alarak klasik feminenliği ironik ve çağdaş bir tavra dönüştürüyor.
Hacimli katmanların en teatral yorumlarından biri ise Saint Laurent koleksiyonuna ait. Kreatif direktör Anthony Vaccarello, Yves Saint Laurent’ın 1970’lerde yarattığı ikonik “Proust” elbiselerine gönderme yapan volanlı elbiselerle romantizmi neredeyse sinematik bir boyuta taşıyor. Balenciaga, Ferragamo, Jacquemus, Coperni ve Marine Serre gibi koleksiyonlardaki mini “bubble skirt” de bu romantik ve hacimli siluet dalgasının bir parçası. Balon formuyla yukarı doğru toplanan etekler, volanların ve drapelerin yarattığı hareket duygusunu daha mimari bir hacme dönüştürüyor. 1980’lerin teatral siluetlerinden ilham alan bu form, yeni sezonda daha kısa, daha hafif ve daha oyunbaz bir yorumla geri dönüyor. Özellikle mini boyda kullanıldığında romantik detaylarla genç ve dinamik bir kontrast yaratıyor; fırfırlı bluzlar, kurdeleli gömlekler veya transparan katmanlarla birleştiğinde sezonun feminen ama enerjik stil dilini tamamlıyor.
Moda bu detaylar aracılığıyla hem geçmişin şiirselliğine selam veriyor hem de bugünün kadınını daha özgür, daha teatral ve daha görünür kılan yeni bir feminenlik dili kuruyor.
BU GÜÇLÜ ROMANTİZMİ YAKALAMAK İÇİN MEVSİME UYGUN STİL SEÇİMLERİ
Çiçekli elbiselerin eteklerinde çoğalan volanlar ya da omuzlardan dökülen fırfırlar, modanın doğayla kurduğumuz duygusal bağı yeniden hatırlatıyor. Renk paleti de bu romantik enerjiyi güçlendiriyor. Pudra pembeleri, lavanta tonları, limon sarıları, mercan kırmızıları ve taze yeşiller; volanların ve fırfırların yarattığı hacmi daha da görünür kılıyor. Bazen pastel tonlarla hafif bir şiirsellik yaratılırken, bazen de natürel renklerle daha sofistike ve sakin bir enerji ortaya çıkıyor.
Bu yazı ELLE Türkiye Nisan sayısından alınmıştır.

ZIMMERMANN/ BEYMEN
‘Awaken’ Fırfırlı Tarçın Rengi Çiçekli Bluz
59.950 TL

DIOR
‘Bow’ Çanta
3900 €

DRIES VAN NOTEN
Fırfır Cepli Pamuklu Şort
445 €

CHIARA FERRAGNI X GUESS
Çiçek Baskılı Mini Elbise
8400 TL

CHLOÉ
Boho-Fırfırlı Maksi Elbise
8850 $

MACHKA
Fiyonk Aplikeli Tişört
13.990 TL

MER.PAWW
Fiyonklu Kedi Ve Köpek Elbisesi
2950 TL

MANGO
Manşetlerde Volan Detaylı Uzun Kollu Bluz
2999 TL

FREE PEOPLE/VAKKORAMA
Mavi gömlek
12.995 TL