ÇOCUK VE ERGENLERDE OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK (TAKINTI HASTALIĞI) Obsesif kompulsif bozukluk her ne kadar genellikle yetişkinlere atfedilen bir rahatsızlık gibi görünmesine rağmen yapılan araştırmaların sonuçlarına göre yetişkin hastaların ...
BİLGİSAYAR VE İNTERNET BAĞIMLILIĞI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Bilgisayar ve internet kullanımının yaşamımızda sağladığı kolaylıklar saymakla bitmiyor. Ancak bilgi akışını hızlandıran, iletişimi kolaylaştıran sanal alemin, yeni psikolojik ...
ÇOCUKLARDA DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) çocukluk döneminde yaygın olarak görülen bir sorundur.Sıklıkla çocuklar belirli davranışları (huzursuzluk, dikkatsizlik, tepkisellik ...
SINAV KAYGISIYLA BAŞA ÇIKMA Kaygı Nedir? Kaygı, kişinin bir uyaranla karşı karşıya kaldığında yaşadığı, bedensel, duygusal ve zihinsel değişimlerle kendini gösteren bir uyarılmışlık durumudur.Dünyaya geldiğimiz anda bir öğrenme süreci ...
GECE ISLATMASI Gece altını ıslatma tıbbi adıyla Enürezis Nokturna tedavi edilebilir bir hastalıktır. Çocuklarda sık görülür. 5 yaşından sonra ayda bir-iki kez gece alt ıslatması olan çocuklarda bu hastalığın varlığından söz edilebilir ...
ÇOCUK VE ERGENLERDE KAYGI Sağlık bakanlığı tarafından 2-18 yaş arasında yaklaşık 6000 çocuk üzerinde yapılan Türkiye Ruh Sağlığı Profili çalışmasının (Erol, 1998) sonucuna göre çocuk ve ergenlerde sorun davranış sıklığı %16.5, klinik ...
Bağımlılık, çocukluk çağında giderek artan bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Teknoloji, dijital oyunlar ve erken yaşta madde kullanımı, çocukların psikolojik ve sosyal gelişimini olumsuz yönde etkileyebilir.
Kaygı bozuklukları, çocukluk çağında en sık görülen ruhsal sorunlardan biridir. Çocuğun gelişim sürecinde karşılaştığı stres faktörleri, genetik yatkınlık ve çevresel etkiler kaygı bozukluklarının ortaya çıkmasına neden olabilir.
Dijital oyunlar, ergenler için eğlence, sosyalleşme ve rekabet ortamı sağlar. Ancak kontrolsüz ve aşırı kullanım, bağımlılık davranışına dönüşebilir ve ergenin psikososyal gelişimini olumsuz etkileyebilir.
Dijital çağ, aile içi iletişim biçimlerini köklü şekilde değiştirmiştir. Teknolojinin sunduğu imkânlar, aile bireylerinin iletişimini kolaylaştırırken aynı zamanda bazı sorunları da beraberinde getirmektedir.
Oyun, çocukların dünyayı anlamlandırma ve duygularını ifade etme biçimidir. Travmatik deneyim yaşayan çocuklar, oyun aracılığıyla yaşadıkları duygusal süreçleri dışa vurabilir ve başa çıkma yolları geliştirebilir.
Bağlanma, çocuğun ilk bakım verenleriyle kurduğu duygusal bağdır ve yaşam boyu ilişkilerinin temelini oluşturur. Okul öncesi dönemde bağlanma sorunları, çocuğun sosyal, duygusal ve bilişsel gelişimini olumsuz etkileyebilir.
Dikkat, öğrenmenin temel unsurlarından biridir ve çocukların akademik başarıları ile sosyal yaşamları üzerinde doğrudan etkilidir. Çocuklarda dikkat geliştirme çalışmaları, aynı zamanda duygusal ve bilişsel gelişime de katkı sağlar.
Yeme bozuklukları, ergenlik döneminde sıkça görülen ve psikolojik, biyolojik ve sosyal etkenlerin etkileşimiyle ortaya çıkan ciddi ruhsal sorunlardır. Anoreksiya, bulimiya ve tıkınırcasına yeme bozukluğu en yaygın türlerdir.
Utangaçlık, çocukların sosyal ortamlarda geri planda kalmasına ve kendilerini ifade etmekte zorlanmalarına yol açabilen bir kişilik özelliğidir. Doğal bir özellik olmasına rağmen yoğun yaşandığında çocuğun sosyal uyumunu olumsuz etkileyebilir.
Ergenlik dönemi, yoğun duygusal dalgalanmaların yaşandığı ve öfkenin sıkça görülebildiği bir gelişim evresidir. Öfkenin sağlıksız şekilde ifade edilmesi, hem ergenin ruh sağlığını hem de sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle öfke yönetimi, psikoterapötik yaklaşımlarla desteklenmesi gereken önemli bir konudur.
Öğrenme güçlükleri, çocukların zekâ düzeyi normal olmasına rağmen okuma, yazma, matematik veya dikkat alanlarında yaşadıkları kalıcı zorluklardır. Bu durum, akademik başarıyı olumsuz etkilediği gibi psikolojik açıdan da zorluklara yol açabilir. Erken tanı ve doğru destek, çocuğun gelişimi için kritik öneme sahiptir.
Günümüzde çocuklar, televizyon, internet ve dijital oyunlar aracılığıyla yoğun şekilde şiddet içerikli medyaya maruz kalabilmektedir. Bu durum, onların psikolojik ve sosyal gelişimini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle ailelerin ve eğitimcilerin, çocukların medya ile ilişkisini bilinçli yönetmesi önemlidir.