enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,0098
EURO
52,8050
ALTIN
6.815,04
BIST
14.409,07
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
22°C
İstanbul
22°C
Açık
Pazar Açık
21°C
Pazartesi Açık
16°C
Salı Parçalı Bulutlu
16°C
Çarşamba Az Bulutlu
18°C

Elbette hepimizin bu konuyla ilgili bir tanımı ya da en azından bir fikri var ama ben bunlardan ziyade aşkın ne olmadığını konuşmaya geldim …

Aşk
10.08.2022
49
A+
A-

Elbette hepimizin bu konuyla ilgili bir tanımı ya da en azından bir fikri var ama ben bunlardan ziyade aşkın ne olmadığını konuşmaya geldim.

Nesilden nesile dinlediğimiz aşk şarkıları, okuduğumuz aşk romanları ya da izlediğimiz dizilerle –hepsinin ortak yönü aşk ve acı arasında doğru orantı olduğunu anlatmalarıdır- bilinçaltımıza kodlanan aşk tanımıyla iyice pekişse de problem aslen işlevsiz ailelerde büyüme ile başlar. Şimdi siz bunu okurken “Benim ailem gayet normaldi ya tabii ki tartışmalar vs oluyor ama her ailede olur bunlar” diyorsunuz duyuyorum ama bir çocuğun ebeveynlerinin tartışma-barışma döngülerinden hangi anlamları çıkarabileceğini ya da sevgi ve şiddeti nasıl birbirine karıştırabileceğini bilemezsiniz –ki bu başka bir yazının konusu olmalı-

E tabii tüm bunlar bir araya geldiğinde yetişkinlik dönemimizde duygusal ilişkilerimizde yaşayacağımız dram kaçınılmaz oluyor. Önce soğuk, ilgisiz ya da melankolik kişilere birden çekiliveririz. Hele bir de daha önce kimseyi sevemediğini söyleyen, sadakat ve bağlılıktan yoksun biriyse tadından yenmez olur. Devamında ise hiç vakit kaybetmeden onunla ilgili değiştirilmesi gereken özellikleri bir liste yapıp işe koyuluruz. Çünkü onun hayatının düzelmesi gerektiğini ve bunun olabilmesi için bizim yardımımız gerektiğini düşünürüz. Tüm bu motivasyonlarla toksik bir ilişkinin içindeyizdir artık. Bundan sonrası, karşı tarafın bizim kendi kafamızda yarattığımız ihtiyaçlarını karşılamakla, onu anlamakla ve hayatını düzeltmeye çalışmakla geçer. Bu, dış görünüşünü değiştirmek için ona kıyafet almaktan tutun, onu finansal olarak desteklemek ya da ilişki nasıl yaşanır bilmediği için bizi duygusal açıdan suiistimal etmesine izin vermeye kadar gider. Sizin bu vericiliğiniz, onun nadiren aramaları, bir iyi bir kötü olan tutarsız tavırları ile karşılığını bulamaz. Aksine size değer verip vermediğini anlamaya çalışmak için düşünüp durursunuz ve bu kafa karışıklığı sizi fiziksel ve zihinsel olarak yıpratmaya başlar. Sıra geldi en güçlü silaha SEKS! “Bu kadar kötü bir ilişkide seks nasıl bu kadar iyi olabilir?” sorusunu belki de daha önce kendinize sormuşsunuzdur. Siz “ten uyumu” demeden ben söyleyeyim seks kötü ilişkiler için kusursuz bir manipülasyon aracıdır. Kişi ilişkide aradığı birlikte olma duygusu ve yakınlık ihtiyacını seks ile tatmin eder. Çünkü seks yaparken partneriyle arasındaki tüm sınırlar kalkar ve bir birliktelik duygusu oluşur. Bu yüzdendir ki, takıntılı kişi her zaman karşısındakini daha fazla tahrik ve tatmin etmek için çabalar.

Bu anlattıklarım size başarısız bir ilişki ya da derin bir aşk olarak gelebilir ama doğrusu bu AŞK değil SADECE BİR TAKINTIDIR. Aslında bu durum bir çeşit bağımlılık olarak da düşünülebilir. Çünkü kişiler böyle bir ilişkinin yoksunluğunu da boşluk hissi, depresyon şeklinde yaşayıp ya mücadele edecekleri yeni cepheler ararlar ya da eskilere dönerler. Açıkça söylemeliyim ki, bu kısırdöngüden çıkıp sağlıklı ve huzur dolu ilişkiler kurmayı öğrenmek hiç de kolay bir iş değildir. En başta bunun aşk değil sadece bir takıntı olduğunu kabul etmesi ve aslında bugüne kadar verdiği tüm mücadelelerin partnerleriyle değil sadece kendisiyle ilgili olduğu içgörüsünü kazanması gerekir. Şimdi hepimizin unuttuğu bir gerçeği hatırlatarak yazıyı bitiriyorum

Partnerlerimizin hayatlarını değiştirmek için harcadığımız çabanın yarısını kendi hayatımızı güzelleştirmek için harcasaydık şu an bu noktada olmazdık.

ETİKETLER: , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.