enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
44,7613
EURO
53,0254
ALTIN
6.942,90
BIST
14.252,38
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
16°C
İstanbul
16°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Çok Bulutlu
14°C
Cumartesi Az Bulutlu
16°C
Pazar Hafif Yağmurlu
16°C
Pazartesi Az Bulutlu
18°C

Eğer Ben Tanrı Olsaydım

Nefretin, şiddetin, telaşın, ikililiğin, güç savaşlarının anlamsızlığı… Hedef? Anlayabilen yok… Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor. Bir sürü …

Eğer Ben Tanrı Olsaydım
25.03.2022
61
A+
A-

Nefretin, şiddetin, telaşın, ikililiğin, güç savaşlarının anlamsızlığı…

Hedef? Anlayabilen yok… Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor. Bir sürü komplo teorisi var. Kimi politik, kimi siyasi ama hepsinin bir ortak noktası var: İnsanlık ölüyor.

Vahşi bir kapitalist düzenin içinde kaybolmaya başladık. Kimileri bunun farkında, kimileri değil. Farkında olanların kimileri oyunun dışında donakalmış şekilde kimileri buna rağmen oyunun içinde.

Çıkış yolu yok gibi. Kader, alın yazısı gibi insanın kendisini rahatlatmaya çalışan cümleler ve ideolojiler yayılmaya çalışılıyor ama nafile. İşe yaramıyor. Ateş düştüğü yeri yakıyor.

Canlar ölüyor, cefalar çekiliyor, egolar büyüyor, kin ve nefret salgın bir hastalık gibi yayılıyor. “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” diyen de kalmadı çünkü herkes az ya da çok etki altında.

Bunun sorumlusu kim? Devlet mi, politik liderler mi, tanrı mı? Hiç biri.. Neden dönüp kendimize bakmıyoruz? O kadar mı küçük görüyoruz kendimizi ya da o kadar büyük olduğumuzu mu anlayamadık?

Küçük ya da büyük fark etmez ama bir uyanış lazım ve bu uyanış için herkes eşit derecede sorumlu.

Psikolojideki Gestalt yaklaşımına göre, “bütün, kendisini oluşturan parçaların bir araya gelmesinden daha fazladır”. Bu ne demektir?

Örnegin; harfler tek başlarına bir şeyi ifade etmezler ama birleşince anlamlı bir cümle meydana getirirler. Başka bir deyişle, hafler olmadan cümleler olmaz. Her harf birbiriyle etkileşim içine girince cümle ve cümleler etkileşim içine girince bir anlam ortaya çıkar.

Bizim hayatımızın anlamı ne? Bütün burda gizli. Peki bu anlamı oluşturan parçalar ne? Amaç ta burda gizli…

Parçalardan mı başlamak lazım bütünden mi? Bunun bir kuralı yok, büyük resmi görebilmek yeterli.

Şu an içinde yaşadığımız dünyaya bakacak olursak amaç “üretmek, tüketmek, üretip tekrar tüketmek, tükettikçe büyümek, güçlenmek ve kazanmak” gibi duruyor. Bu buz dağının görünen kısmı ama altında bambaşka dinamikler var.

Ne için üretiyoruz farkında mıyız? Teknoloji ürettik ve şimdi teknolojiden korkmaya başladık. Para ürettik, paranın esiri olduk. Bilgi ürettik, bilginin içinde kaybolmaya başladık. Üretirken unutmaya başladık.. Değerlerimizi, insanlığımızı, maneviyatımızı, benliğimizi..

Oyunu kurallarına göre oynuyoruz. Tek derdimiz “ben nasıl hayatta kalırım?”. Hayatta kalabilmek için çalmak, yalanlamak, aldatmak, öldürmek serbest. Çünkü ipin ucu kaçtı. Çünkü kendimizi savunmalıyız. Yoksa yok olacağız.

Bunun sonu var mı? Bir gün biter mi? Tanrı mı yardım edecek? Siz bir Tanrı olsanız nasıl bir yol çizerdiniz?

Ben bir Tanrı olsam önce kendimden başlardım. Kendimi ve benim dışımdaki herkesi eşit görerek işe başlardım. Ben kazandıkça diğerleri de kazansın, ben kaybettikçe diğerleri de kaybetsin. Sistemi böyle kurardım.

Yalan mı söylüyorum, bana da yalan söylensin. Birini mi aldatıyorum, ben de aldatılayım. Birine veya birinin sevdiğine zarar mı veriyorum, ben veya benim sevdiğim de zarar görsün. Hak mı yiyorum, benim de hakkım yenilsin. Mutlu mu ediyorum, ben de mutlu olayım. Paylaşıyor muyum, benimle de paylaşılsın. İlgileniyor muyum, benimle de ilgilenilsin. Seviyor muyum, ben de sevileyim.

Tamamen etki tepki.

Bu açıdan bakınca daha karlı değil mi? O zaman ortak bir amaç edinmez miyiz?

Psikodramanın kurucusu Moreno, “insanların ve toplumların en büyük hastalığının kendileri gibi olmak yerine bir başkası gibi olmaya çalışmaktır” demiştir. Bu tamamen sürü psikolojisine dayanmaktadır. Sürü psikolojisi kişilerin bir davranışı, düşünce biçimini, tutumu basitçe ‘herkes yapıyor’ diye benimsemesi olarak tanımlanabilir. Eğer bir tutum ya da inanç kalabalık bir grup tarafından kabul görüyorsa başka bir kişinin de aynısını benimseme olasılığı artmaktadır.

Sürüyü bir bütün olarak ele alacak olursak, bu bütünün parçaları kimdir? Bireyler.  Bütün, kendisini oluşturan parçaların bir araya gelmesinden daha fazla ise, o halde bireylerdeki değişim farklı bir bütün oluşturur.

İşte ben Tanrı olsam böyle bir bütün oluşturmaya çalışırdım. Bunun için de önce kendimden başlardım. Nefretin yerine sevgiyi, kavganın yerine barışı, öfkenin yerine anlayışı, bölücülüğün yerine birliği koymaya çalışırdım. Bu şekilde belki yeni bir sürü oluşturmayı başarabilir ve değişimi sağlayabilirdim.

Benimle olmaya var mısınız?

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.