enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,3532
EURO
53,5211
ALTIN
6.875,62
BIST
15.062,65
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
22°C
İstanbul
22°C
Hafif Yağmurlu
Pazar Az Bulutlu
23°C
Pazartesi Az Bulutlu
25°C
Salı Parçalı Bulutlu
25°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
20°C

Kontrolde Gecikenler Meme Kanserine Genç Yakalanıyor

Kanser sıklığı, gelişmiş ülkelerde 60’lı yaşlarda daha fazla iken ülkemizde 45-49 yaş grubunda %16,7’lik bir değerle maksimuma ulaşıyor …

Kontrolde Gecikenler Meme Kanserine Genç Yakalanıyor
02.04.2022
55
A+
A-

Kanser sıklığı, gelişmiş ülkelerde 60’lı yaşlarda daha fazla iken ülkemizde 45-49 yaş

grubunda %16,7’lik bir değerle maksimuma ulaşıyor.

Medicana International Ankara Hastanesi Meme Hastalıkları Ünitesi Genel Cerrahi 

Uzmanı Doç. Dr. Erkan Öztürk, Türkiye’de kadınlarda gelişmiş ülkelerdeki 

hemcinslerine oranla daha genç yaşta meme kanseri görüldüğünü belirtti. Öztürk, 

ABD ve Avrupa ülkelerinde meme kanseri sıklığının 60’lı yaşlarda, Türkiye’de ise 45-

49 yaş grubunda olduğunu söylerken, tarama programları ve erken tanının önemini 

vurguladı. 

Sağ kalım oranları yüzde 20 artıyor

Öztürk, meme kanserli hastalarda tüm evrelerde beş yıllık sağ kalım oranlarının, tüm 

gelişmiş ülkelerde yine erken tanı sayesinde yüzde 73 iken, gelişmekte olan ülkelerde 

yüzde 53 olarak bildirildiğini vurguladı. Doç. Dr. Erkan Öztürk, erken tanının, meme 

koruyucu ve onkoplastik cerrahi yöntemlerin uygulanarak daha iyi meme estetiğini 

sağladığını da ekledi. 

BRCA-1 ve BRCA-2 gen mutasyonu ve diğer genetik mutasyonlar, ailede meme 

kanseri olması, yaş, atipik proliferatif meme lezyonlarının varlığı, erken adet olma ve 

geç menopoza girme gibi durumların kişinin değiştiremeyeceği meme kanseri risk 

faktörleri olduğunu belirten Öztürk, bazı risk faktörlerinin ise yaşam tarzı 

değişiklilikleri ile azaltılabileceğine işaret etti. Doç. Dr. Erkan Öztürk, bu çerçevede 

çocuk sahibi olma yaşı ile meme kanseri riski arasındaki ilişkiye ilişkin şunları 

kaydetti:

Meme dokusu gelişimi emzirme dönemi tamamlanıyor

“Meme dokusu tam olarak gelişimini ancak emzirme döneminde tamamlamaktadır. 

30 yaşından sonra anne olan ve emziren kadınlarda meme gelişimi daha ileri yaşlarda 

tamamlandığı için kanser riski daha fazladır. Bu durum gelişmiş toplumlarda anne 

yaşının büyümesi nedeniyle bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır.”  

Bir diğer değiştirilebilir faktör olarak doğum kontrol hap ve iğneleri ile menopoz 

dönemi ilaç kullanımına değinen Öztürk, “Doğum kontrol haplarının kullanımı 

bırakıldıktan 10 sene sonra meme kanseri riskinde artış sıfırlanmakta, iğne şeklindeki 

doğum kontrol ilaçlarında ise 5 sene sonra risk artışı azalmaktadır” dedi. Öztürk, 

“Menopoz belirtilerini azaltmak ve menopozun neden olduğu kemik erimesi tedavisi 

için kullanılan östrojen içerikli ilaçlar da hem meme kanseri riskini hem de meme 

kanserinden ölüm riskini arttırmaktadır. Menopoz sonrası aşırı kilo da meme kanseri 

için bir risk faktörüdür” diye konuştu.

Erken tanı için 4 bileşen şart

Meme kanserinin erken tanısı için dört bileşenden bahseden Öztürk, şöyle devam 

etti:

“Kadınların meme kanserinin farkında olması, kendi kendini meme muayenesi, hekim 

muayenesi ve tarama mamografisi ancak birlikte olduğunda erken tanı başarılabilir. 

20 yaş sonrası her kadın, ayda bir kez kendi kendini muayene etmelidir. Böylelikle 

bedenini tanıyarak herhangi bir olağan dışı değişikliği erken farkedip hekime 

başvurması sağlanır. Belirli aralıklarla, yüksek risk yok ise özellikle 40 yaşından sonra 

ise yılda bir kez hekim muayenesi ve mamografi önemlidir. Ailesinde meme kanseri 

olan, genetik olarak meme kanseri riski taşıyan, hiç doğum yapmamış ve hiç 

emzirmemiş, doğum kontrol hapı kullanım hikayesi olan, ilk doğumunu 30 yaşından 

sonra yapmış, yüksek riskli  kadınlarda daha erken yaşlarda da mamografi ile tarama 

programlarına başlanabilir.”

 Radyasyona bağlı kanser endişesi…

Mamografi taramasının meme kanserinde ölüm oranlarını yüzde 25-30 oranında 

azalttığını söyleyen Öztürk, “Mamografi taramasında hastaların en çok endişe ettiği 

konu işlem sırasında uygulanan radyasyonun meme kanseri açısından risk taşıyıp 

taşımadığıdır. Oysa mamografi sırasında alınan radyasyon dozu oldukça düşüktür. 40 

yaş üzeri kadınlarda radyasyona bağlı kanser oluşma olasılığı yok denecek kadar 

azdır. Doğru ve erken tanı ile elde edilecek fayda riske göre oldukça fazladır” dedi.

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.