Hipertansiyon vücutta oluşturduğu hasarların yaşamı tehdit etmesi nedeniyle önemli bir risk faktörüdür. Maalesef bu hasarların önemli bir kısmı …

Hipertansiyon vücutta oluşturduğu hasarların yaşamı tehdit etmesi nedeniyle önemli bir risk
faktörüdür. Maalesef bu hasarların önemli bir kısmı sinsi bir şekilde gelişir. Belirti verdiği
aşamada da geç kalınmış olabilir. Bu nedenle yüksek tansiyon, “sessiz katil” olarak ta
adlandırılmaktadır. Hipertansiyonun vücutta oluşturduğu hasarların önemli bir kısmını
damarların üzerinden yapar. En çok yaptığı değişiklik “damar sertliğine” neden olmasıdır.
Şimdi yüksek tansiyonun damarlar üzerinde ki etkilerinden kısaca bahsedelim.
Damar Sertliği
Vücutta kan, damar denilen borular sistemi içerisinde hareket ederek dokulara ulaşır. Damar
duvarı genellikle elastik bir yapıdadır. İçinde oluşan basınca göre genişler veya büzülür.
Damarın genişleme ve büzülmesini sağlayan birçok etken ve mekanizma vardır. Bu genişleme
ve büzülmeye neden olan en önemli faktör, damar içerisindeki basıncın derecesidir. Hasta
uzun süre yüksek tansiyona maruz kalırsa, damar duvarının üzerindeki basınç çok artar,
duvarı sertleşir, kalınlaşır. Sonuç olarak elastikiyet kaybı gözlenebilir. İşte yüksek kan basıncı
da uzun yıllar boyunca damarların duvarına basınç yaparsa elastikiyet kaybolur ve damarlarda
sertleşme gözlenir. Tıpta “aterosklerozis” denilen “damar sertliği” sonucunda ise damar
duvarının kayganlığı bozulur, üzerindeki zemin girintili çıkıntılı bir hal alır. Kayganlığı
bozulmuş, girinti çıkıntıları artmış damar duvarı üzerinde kan pıhtıları, kolesterol, kalsiyum
minerali ve diğer maddeler toplanarak, plaklar oluşmasına neden olabilirler. İşte damar
duvarında balmumuna benzeyen bu plaklar önceleri küçüktür, zamanla büyüyerek damarın
tıkanmasına nende olurlar. Bu balmumuna benzeyen plakların bir kısmı yumuşaktır ve
koptukları takdirde, emboli dediğimiz, hayatı tehdit eden durumlara yol açarlar.
Birazda emboliden bahsedelim. Emboliyi karlı havada dağdan kopan çığa benzetebiliriz.
Damar duvarına yapışmış plaktan çıkan küçük bir parça, damar içerisindeki akıma bağlı
olarak sürüklenmeye başlar. Sürüklenirken çevresindeki kan elemanları bu parçaya yapışır ve
daha da büyümesine neden olurlar. Kopan parçanın büyüklüğü damar çapına ulaşırsa, damarı
tıkayarak, o bölgeye kanın ulaşmasına engel olur. Bu durumda da o damarın beslediği bölgeye
oksijen ve besin maddeleri gidemez. Hücreler ve dokular, oksijen azlığına karşı çok
duyarlıdırlar, kısa bir süre sonra hayati fonksiyonlarını yitirmeye başlarlar. Nekroz dediğimiz,
ölü hücre topluluklarına dönüşürler. Biz hekimler damar tıkanması sonucunda oluşan klinik
tabloya genel olarak infarktüs deriz. Eğer kalp damarlarında bu durum oluşursa kalp
infarktüsü, yani kalp krizine, beyin damarlarında oluşursa beyin infarktüsü veya inme
dediğimiz kötü durumlara yol açarlar. Bir insanda kan basıncında ki aşırı oynamalar
embolinin oluşmasını kolaylaştırırlar.
Damar Duvarının Yarılması veya Çatlaması
Yüksek tansiyonun oluşturduğu hasarları yapan mekanizmalardan birisi de damar duvarının
yarılması sonucunda kanın dışarı çıkmasıdır. Damarların zayıf bir bölgesi yüksek basınç
altında kalırsa, damar çatlar ve kan dışarı çıkar. Bunun sonucunda o bölgeye kan gitmez.
Dokular beslenemez. Yukarıda anlattığımız gibi dokuların beslenme bozukluğuna bağlı klinik
durumlar ortaya çıkabilir. Ayrıca kanama devam ederse kan birikerek çevredeki dokulara
basınç yapar, onları ezerek faaliyette bulunmalarının engellenmesine neden olur. Yarılma
daha çok damar duvarının zayıf olduğu en küçük atardamar bölgesinde (arteriol) gözlenir. En
sık görüldüğü yer ise beyindir. Bu durum beyin kanamalarına yola açar. Ayrıca göz dibindeki
retina tabakasında ve diğer zayıf damarlarda da kanama gözlenebilir. Göz dibinde ki damar
çatlaması görme kaybına neden olabilir.
Yüksek tansiyon, büyük damarlardan en çok aort damarında yırtılmaya neden olarak hasar
yapabilir. Kalpten çıkıp, tüm vücuda kan dağıtan aort damarının yırtılması, ağır bir tabloya
yol açar ve acil müdahale gerekebilir.
Kılcal Damarlardaki Direncin Artması
Yüksek tansiyondaki hasarların önemli bir kısmından, çok ince damarlarda oluşan direnç
sorumludur. Vücuttaki ince damarlarda, yani kılcal damarlardaki direncin artması kanın
dokulardaki dolaşımını engeller. Ayrıca bu artış yüksek tansiyon oluşmasında da önemli bir
faktördür. Doku ve organlardaki hasarların görülmesinden de kılcal damar direncinin artması
sorumlu tutulmaktadır. Küçük damarlardaki direncin ölçülmesi çok zordur. Bazı deneysel
çalışmalar ile varlığı anlaşılmaktadır.
Demek ki yüksek tansiyon, damarlarda istenilmeyen hasarların oluşmasına yol açarak
organları bozmaktadır. Hipertansiyonun tedavisi ile bu hasarların oluşması önlenebilir ve
oluşmuş hasarlar geriletebilir.