enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
46,2690
EURO
53,5644
ALTIN
6.277,08
BIST
13.938,48
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
24°C
İstanbul
24°C
Açık
Pazartesi Parçalı Bulutlu
27°C
Salı Parçalı Bulutlu
29°C
Çarşamba Çok Bulutlu
28°C
Perşembe Az Bulutlu
27°C

Eski Stil, Yeni Güç Corpcore

Kurumsal stil geri döndü. Ciddiyet, yeni cazibe biçimi! Ama bu kez kuralları tek başına belirlemiyor.

Eski Stil, Yeni Güç Corpcore
14.06.2026
0
A+
A-

Yazı: Tuba Ulaştıran
Fotoğraflar: Miu Miu, Saint Laurent, Launchmetrics Spotlight

Bir zamanlar kaçtığımız o keskin siluetler modanın en cazip alanına dönüştü. Miu Miu’dan Saint Laurent’a uzanan podyumlarda eskinin “sıkıcı” blazer’ları, Ox- ford gömlekleri ve takımları artık bir pozisyonu değil, stilize edilmiş bir karakteri temsil ediyor. “Corpcore”, ofisin katı kodlarını alıyor, bozuyor ve yeniden kuruyor. Çünkü mesele artık yalnızca nerede çalıştığınız değil, o gücü nasıl taşıdığınız…

“CORPCORE”: TREND DEĞIL, TAVIR
“Core” çağındayız. Moda, kendi mikro evrenlerini isimlendi- rerek çoğaltıyor. “Gorpcore”dan “balletcore”a, “poetcore”dan şimdi “corpcore”a uzanan bir zincir.

“Corporate-core” kısaca “corpcore”, en basit tanımıyla, kurumsal giyimin estetik kodlarının yeniden ele alınması. Ama bu kez mesele yalnızca “iyi giyinmiş olmak” değil, ofis estetiğini bağlamından koparıp yeniden konumlandırmak. 9-5 üniforması, işlevsel bir gereklilik olmaktan çıkıyor ve stil üzerinden yeniden yazılan bir kimlik alanına dönüşüyor.

90’ların ofis gardırobundan alınan referanslar, çizgili gömlekler, blazer ceketler, ekose etekler, ince çerçeveli gözlükler, bugün daha rafine ama aynı zamanda daha bilinçli bir sertlikle geri dönüyor. Temiz değil, hafif dağılmış. Kusursuz değil, kasıtlı olarak eksik.

CIDDIYETIN IKONOGRAFISI
Gisele Bündchen’in (ilk) “The Devil Wears Prada”daki o kısa ama akılda kalan sahnesini düşünün: keskin bir bakış, ince çerçeveli gözlükler, milimetrik bir siluet. Fazla bir şey yapmaz, ama tam da bu yüzden etkisi büyüktür.
Bugün “office siren” olarak adlandırılan estetik tam olarak bu hissin güncel karşılığı. Ciddiyet artık yumuşatılması gereken bir şey değil, bilinçli şekilde kurulan bir cazibe biçimi. Mesafe, kontrol ve duygusal ekonomi, feminenliğin yeni görsel kodlarına dönüşüyor.

“Office siren” etkisini yakalamak için ince çerçeveli gözlükleri, jilet gibi ütülü bir poplin gömlekle eşleştirin. Ancak o mesafeli duruşu kırmak için en az iki düğmeyi açık bırakmayı unutmayın.

KAÇTIĞIMIZ ŞEYI NEDEN ARZULUYORUZ?
“Corpcore”un yükselişi, zamanlamasıyla anlam kazanıyor. Çünkü bu estetik, tam da kurumsal hayatın çözülmeye başladığı bir dönemde geri geliyor. Hibrit çalışma düzeni, ev-ofis kültürü, esnek saatler…

Fiziksel ofis giderek önemsizleşirken, onun görsel dili hiç olmadığı kadar güçlü bir arzu nesnesine dönüşüyor. Bu çelişki, trendin merkezinde yer alıyor. Bu bir nostalji değil, geçmişe duyulan saf bir özlem de değil. Daha çok, o dünyanın estetiğini güvenli bir mesafeden deneyimleme arzusu.

Tek bir kalıba indirgemek istemediğimiz sistemin görsel kodlarını, dışarıdan ve kontrollü şekilde kullanmak. Tamamen ait olmak zorunda kalmadan, o estetiği kendi şartlarımızla kullanmak. Belki de asıl çekicilik tam olarak burada.

PODYUMDA YENI “ÇALIŞAN KADIN”
“Corpcore” podyumda yalnızca geri dönmüyor, yeniden yazılıyor. Kurumsal giyimin o tanıdık dili, ilk kez bu kadar bilinçli şekilde parçalanıyor, genişletiliyor ve farklı bağlamlarla çarpıştırılıyor. Miu Miu, “çalışan kadın” imajını masa başından çıkarıp emeğin farklı formlarına yayıyor. Önlüğü andıran katmanlar, ağır ayakkabılar ve işlevsel detaylar ofis estetiğini steril olmaktan uzaklaştırıyor.

Boss, takım elbiseyi çözerek yeniden kuruyor, klasik silueti akışkanlaştırıyor, ciddiyeti kontrollü bir kırılmaya açıyor. Schiaparelli ise disiplinin dozunu artırarak onu neredeyse teatral bir seviyeye taşıyor. Mezura, ölçü, yapı… artık yalnızca referans değil, doğrudan stilin kendisi.

Ve sonra Saint Laurent devreye giriyor. Siluet keskinleşiyor, omuzlar büyüyor, tavır sertleşiyor. Güç artık ima edilmiyor, net bir şekilde kuruluyor. Ortaya çıkan tablo tek bir şeyi söylüyor: “Çalışan kadın” artık bir rol değil. Bir sahne.

GÜÇ ARTIK TAKLIT ETMEK DEĞIL, YORUMLAMAK
1980’lerin “power suit”i, sisteme uyum sağlamak için geliştirilmiş bir stratejiydi. Sert omuzlar ve maskülen siluetler, görünür bir otorite üretmenin en doğrudan yoluydu.

Bugünün “corpcore”u ise uyum fikrinin kendisini sorguluyor. Aynı kodları alıyor, ama onları olduğu gibi taşımak yerine bozuyor, esnetiyor ve yeniden kuruyor.

Kravat artık ciddiyetin sembolü değil; bilinçli bir ironi. Blazer bir zorunluluk değil, silueti yönetmenin, bedeni çerçevelemenin bir aracı. Takım elbise, ait olunan bir sistemi temsil etmekten çıkıp, kişisel bir anlatının parçasına dönüşüyor. Feminenlik burada bastırılmıyor, aksine stratejik olarak yeniden konumlanıyor. Sertlik ve yumuşaklık, disiplin ve da- ğınıklık aynı görünüm içinde birlikte var olabiliyor. Güç artık tek bir formdan değil, bu karşıtlıkları aynı anda taşıyabilme kapasitesinden doğuyor.

MESAI BITTI, STIL DEVAM EDIYOR
Günün sonunda “corpcore”, kurumsal hayata duyulan bir özlemden ziyade, o hayatın estetik mirasını kendi şartlarımızla podyumun süzgecinden geçirerek yeniden kurgulama hali. Artık kimse o gri ceketlerin içinde hapsolmuş hissetmiyor. Aksine, o keskin hatları birer “stil karakteri” gibi kuşanıp şehrin dinamizmine kendi imzasını atıyor.

Çalışma biçimleri değişse de o disiplinli görünümün verdiği özgüven ve “kontrol bende” hissi, 2026 modasının en güçlü anlatılarından biri olmaya devam edecek gibi görünüyor. Çünkü bazen en güçlü başkaldırı, sistemin üniformasını ondan daha iyi taşımaktır.

Bu yazı ELLE Türkiye Mayıs sayısından alınmıştır.

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.