enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,0348
EURO
52,8879
ALTIN
6.828,95
BIST
14.409,07
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
16°C
İstanbul
16°C
Açık
Salı Parçalı Bulutlu
16°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
19°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
16°C
Cuma Çok Bulutlu
13°C

Bana En Mutsuz Gününden Bahset

‘’Yine mi kişisel gelişim yazısı, hepsi aynı.’’ Dediğini duyamıyorum ama tahmin edebiliyorum… Eğer başlık ilgini çekmiş ve bu yazıyı okumaya …

Bana En Mutsuz Gününden Bahset
30.06.2022
53
A+
A-

‘’Yine mi kişisel gelişim yazısı, hepsi aynı.’’ Dediğini duyamıyorum ama tahmin edebiliyorum… Eğer başlık ilgini çekmiş ve bu yazıyı okumaya başlamışsan, daha önce okuduğun ve birbirinin aynı olan yazılardan bir tanesine daha ihtiyaç duyuyor olabilir misin? Hazır buraya kadar gelmişken, devam edelim mi?

Sorumuz şu: Neden mutsuzuz? Eskiden daha mutluyduk da şimdi mi aklımıza geldi bu mutsuzluk konusu? Belki de rahatladık, bilinçlendik ve daha çok konuşur olduk bu konuda ne dersin? Ben mutluyum ve bunu rahatlıkla söyleyebiliyorum diyebiliyorsan, yaşasın! Bu yazıyı bir kenara bırak ve ne yapıyorsan aynısını yapmaya devam et!

Ben mutsuzum, bunu rahatlıkla söyleyemiyorum ve bu durumdan çok sıkıldım diyorsan gel biraz konuşalım. Her şey yoluna girecek.

Şimdi gözünde bir yer canlandırmanı istiyorum. Bu öyle bir yer ki; dört tarafı yüksek duvarlarla çevrili, büyük bir avlusu var ve belirli zamanlarda dışarıya çıkmana izin veriliyor, koridorlarında nöbetçiler dolaşıyor, her gün yoklama alınıyor ve buradan dışarı çıktığında çok seviniyorsun. Burası neresi? Yok hayır, hapishane değil. Bahsettiğim yer yıllarca her gün gittiğin okulun… Hayatının büyük kısmını burada geçirmiş olan sen, biraz mutsuz olabilirsin.

Seni her zaman bir başkasından daha iyi olman gerektiğine inandırdılar değil mi? Matematik notunun neden komşu kızı Ayşe’den daha düşük olduğunu önce annen sorguladı, sonra sen. Peki ne kadar güzel şarkı söylediğini neden kimse duymadı? Yazdığın hikayeler neden hep defterlerinin arasında saklı kaldı? Çünkü her şeyde birinci olmak zorundaydın ve bunun için somut sonuçlara ihtiyacın vardı. Çünkü rekabet her zaman ödüllendirildi. Belki de sesini duyuracak, hikayelerini okuyacak kadar şanslıydın ama hep bir şeyler anı yaşamana engel oldu. Biliyorum çok depresif, yazıyı okumaya başlamadan önce daha mutluydun evet. Ama unutma ki, bunu okuma ihtiyacı duyacak duruma sen getirdin kendini. Olsun, halledeceğiz…

Peki kimler mutlu sence? Yüksek statüde bir iş sahibi olan o takım elbiseli adam mı? Yoksa oğlunu pembe montu ve jipiyle okula bırakan o anne mi? Mutlu olmak için çok paran olmalı değil mi? Haklısın, kim çok para sahibi olmak istemez ki? Ama bu her zaman mutluluğun da yanında geleceği anlamına gelmez, biliyorsun. Şimdi kendini başkalarıyla kıyaslamayı bırak. Gelecek için bugünü feda etme, anı yaşa. Biliyorum hiç gerçekçi değil, para kazanmak zorundasın, bunun için sabahtan akşama kadar çalışmak zorundasın. Evet annenin sıcak yemeklerini hatta çocuğunun büyüdüğünü kaçırmak zorundasın. Off gittikçe depresifleşiyor! Gözlerini aç ve gerçeklerle yüzleş o halde… Şu an çok mu sıkıldın bu yazıdan? Okumayı bırak ve git! Hoşuna gidecek, seni mutlu edecek bir şey yap. Ama sonra geri gel olur mu?

İnsan, diğer insanlarla var olmak için yaratılmış. Otobüs durağında yalnız başına on dakika boyunca beklediğini düşün. On dakika, yarım saat gibi geliyor değil mi? Peki yanında bir arkadaşın varken, o on dakikanın nasıl geçtiğini anlamadığın günleri hatırlamıyor musun? Bizler sosyalleşerek var oluruz. Ne demişler ‘’mutluluk paylaşarak çoğalır.’’ Peki bunun da bir dozu var mı sence? Sınırlarımızı ne zaman çizmemiz gerekir?

Şimdi arkadaşının isteğine hayır diyemediğin o günü hatırla lütfen. Sana anımsattığı hislerin iyi olmadığına eminim. Bencillik yap arada ve hoşuna gitmeyen şeylere hayır demeyi öğren. Karşındakiyle anlaşamıyor musun? Sorunların hakkında konuşmaya başla. Seni üzen şeyin ne olduğundan bahset, ortak nokta bulmaya çalış. Sen ne yaparsan yap o mutlu olmuyor mu? Sorunu kendinde arama ve bırak o tutsun kuşu ağzıyla. Sen yanlış bir şey yapmıyorsan karşı tarafın negatifliği seni neden üzsün ki? Ailen seni çok mu sıkıyor? Nedenini sor, onları anla ve onların da seni anlamalarını sağla. Şimdi bir düşün ve bana söyle; annen bugüne kadar seninle hangi sebeplerle tartıştı? Eminim çoğu, sonunda senin olumlu çıkarların olacağını düşündüğü konulardır. Zaman değişiyor evet, ona bunu anlatabilirsin. Ama senin mutlu olmanı istediğini unutma ve düşüncelerine değer ver olur mu?

Bugüne kadar çabaladığın o şey vardı ya, sonunu böyle hayal etmemiştin değil mi? Sonu istediğin gibi olmadı belki ama sen başarısız olmadın, sadece beklediğinden daha az başarılı oldun. Neden biliyor musun? Başarısız olduğunu söyleyenler ve seni ayıplayanlar ayağa kalkıp tek bir adım atmamışken, sen denedin. Hiçbir şey yapmamaktan daha güzel bir şey yaptın ve çaba sarf ettin, emek verdin. Şimdi kendinle gurur duy ve tekrar denemek için ayağa kalk.

Hani o komşu kızı vardı ya, Ayşe. Hani annen seni hayatının her aşamasında onunla kıyaslıyordu, hatırladın mı? O komşu kızı yerine şimdi sen kendini kimlerle kıyaslıyorsun biliyor musun? Evet doğru bildin, İnstagram’da mükemmel hayatlarını, harika vücutlarını paylaşan arkadaşlarınla. Bu konuyu es geçeceğimi düşünmemiştin herhalde… Biliyorum sosyal medyaya bağımlıyız, e iyi ki de var yoksa bu yazıyı sana nasıl ulaştıracaktım? Ama her şeyde olması gerektiği gibi sosyal medyada da bir sınır olmalı değil mi? Kendini başkalarıyla kıyaslamaktan sıkılmadın mı? Zaten bu yaşına kadar biri bunu senin yerine yaptı. Hiçbir şey göründüğü kadar mükemmel değil, bunu unutma. Sen sevgilinle kavganı instagram’da paylaşıyor musun?

Günün koşuşturmacasında anın tadını çıkarmayı unutma. ‘’Her insan mutlu olamaz… Çünkü gereğinden fazla özler dünü, hak ettiğinden fazla düşünür yarını. Ve hiç hak etmediği kadar bilinçsizce yaşar bugünü. Her insan mutlu olamaz. Çünkü gereğinden fazla özler hayatından çıkanları. Hak ettiğinden daha büyük umutla bekler hayatına girecekleri. Ve asla göremez yanı başındakileri.” Demiş Erich Fromm. Bunu bir yere not et bence, arada bir çıkar ve oku.

Rutinlerini değiştir. Her gün diğerinin aynı değil, neden öyleymiş gibi yaşayasın ki? Kendinle vakit geçir, yıllardır hayalini kurduğun o dans kursuna git, müzik aleti çalmayı öğren, başkalarına faydalı olmanın bir yolunu bul. Mesela çöp topla, sokakta yanından geçen kediyi okşa, köpeklere mama ve su ver. Seni seven birilerinin olduğunu hatırla, kendini takdir et, kendini sev, çünkü sen çok değerlisin! Neden bir şeylerin yanlış gittiğini sorgula. Sorgula, sorgula, sorgula… Ve kendini mutlu et!

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.