DSÖ Tamamlayıcı Tıp Mevzuat ve Uygulamalarına Yönelik Talep ve Önerileri; 2014- 2023 Stratejinin Amacı: DSÖ, yılda iki kere düzenlediği İcra Kurulu ve bir kez düzenlediği Dünya Sağlık Asamblesi ile küresel sağlık paydaşlarını bir araya getiren, sağlık alanında düzenlemeler yapan, standart belirleyen, ülkelere teknik ve mali destek sağlayan bir örgüttür. Genel Merkez (Cenevre), Bölge Ofisleri ve Ülke Ofisleri şeklinde üç düzeyli bir yapılanmaya sahiptir. Ülkemiz, 53 üyesi bulunan Avrupa Bölgesi üyesidir. 2009 yılında kabul edilen Dünya Sağlık Asamblesi Geleneksel Tıp Kararı (DSA62.13) ile geleneksel tıp alanında ülkelerin kaydettiği ilerlemeler ve mevcut yeni zorluklar açısından DSÖ 2002-2005 Geleneksel Tıp Stratejisi’nin güncellenmesi ve gelecek 10 yıl için Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp haritasının belirlenmesi amacıyla; DSÖ 2014-2023 Geleneksel Tıp Stratejisi oluşturulmuştur. DSÖ daha evvelki strateji planlarına ek olarak “2014-2023 Geleneksel Tıp Stratejileri” ni çıkararak tüm üye

Stratejik hedef 1: Uygun ulusal politikalar yoluyla GTT’ ın aktif yönetimine yönelik bilgi tabanı oluşturulması: GTT alanında ürünler, uygulamalar ve uygulayıcılarda büyük çeşitlilik vardır.
Stratejik yönlendirme 1:
GTT’nin potansiyelini ve rolünü anlayın ve farkına varın.
Strateji, üye devletlere, kendi toplumlarında hangi tür GTT’ın kullanıldığını ayrıntılı biçimde belirlemelerini ve GTT uygulaması için kendi ülke profillerini çıkarmalarını tavsiye etmektedir.
Bu bilgi GTT’yi nasıl düzenleyecekleri ve amacına uygun şekilde kullanacakları konusunda bilinçli politika kararları alma konusunda ülkelere yardımcı olunması amaçlanmıştır.
GTT’ın, sağlık sistemlerindeki rolünün ve çeşitliliğinin farkına varılması,
GTT uygulamalarını kullanan insan sayısını, kullanma nedenlerini, sağlık çalışanlarının tavsiyelerine göre kullanıp kullanmadıklarının belirlenmesi,
Sağlık çalışanlarının hastaların GTT kullanıp kullanmadıklarını bilip bilmediklerinin belirlenmesi,
Uygun olması halinde, GTT politika ve programlarının, ulusal sağlık sistemine entegre edilmesi,
Ulusal öncelikler ve yeterlilikler ışığında önceliği olanların belirlenmesi,
Uygulayıcı ve araştırmacıların akreditasyon kurumlarıyla iş birliği içinde iyi uygulamaların belirlenmesi ve iyi uygulamaların uluslararası düzeyde paylaşılması,
GTT kullanımına yönelik standart tedavi kılavuzunun ve başlıca bitkisel ilaçların listesinin yayımlanması
Stratejik yönlendirme 2:
Bilgi tabanını güçlendirin, kanıt oluşturun ve kaynakların devamlılığını sağlayın
Üye devletler topluma faydası olabilecek GTT biçimiyle ilgili araştırmaları teşvik etmelidir ve fayda sağlama olasılıkları en fazla olan ürünler, uygulamalar ve uygulayıcılar üzerinde odaklanılması
Araştırmaya yönelik kaynak geliştirilmesi, uygun araştırma metodolojileri geliştirilmesi ve yatırımların teşvik edilmesi
Üye devletler, abartılı iddiaları olan veya sağlık riski taşıyan GTT türlerini belirleme konusunda daha net sorumluluklara sahip olmalıdır
Stratejik hedef 2: Ürünlerin, uygulamaların ve uygulayıcıların düzenlenmesiyle GTT’de kalite güvencesinin, güvenliğin, uygun kullanımın ve etkililiğin güçlendirilmesi
Stratejik yönlendirme 1:
Ürün düzenlemesinin rolünün ve öneminin farkına varın
Kaliteye, güvenliğe ve etkililiğe dayanak sağlayan temel düzenleyici çerçevelere yönelik hükümlerin geliştirilmesi
Ürünlere yönelik standartların oluşturulması Stratejik yönlendirme 2:
GTT eğitimi, beceri gelişimi, hizmetler ve tedavilere yönelik uygulama ve uygulayıcı düzenlemeleri geliştirin ve kabul edin
Etik uygulamanın desteklenmesi amacıyla ilgili paydaşlarla işbirliği içinde mesleki ahlak ilkelerine uyulması.
Farklı GTT biçimleri için eğitim, akreditasyon ve geri ödemeye yönelik standartlar ve düzenlemelerin geliştirilmesi
GTT uygulayıcılarının sürekli eğitimi ve akreditasyonu, lisanslanması ve kaydı dahil olmak üzere resmi iletişimin oluşturulması önerilmektedir
Eğitim enstitülerinin akreditasyonunun teşvik edilmesi ve desteklenmesi.
Konvansiyonel sağlık hizmetleri çalışanlarının GTT’ın kullanımıyla ilgili daha fazla bilgi edinmeye teşvik edilmesi.
Stratejik hedef 3: GTT hizmetlerinin sağlık hizmeti alımına ve öz sağlık bakımına entegre edilmesi suretiyle evrensel sağlık kapsayıcılığının geliştirilmesi hedeflenmiştir.
Konvansiyonel tıp tedavilerinin GTT ile desteklemenin muhtemel yararları ve riskleri konusunda çalışılması ve GTT düzenleyicilerin; ürünler, uygulamalar ve uygulayıcılar hakkında tüketicilere daha fazla bilgi vererek, tüketicilerin bilinçli seçim yapmasına yardımcı olunması hedeflenmiştir.
Stratejik yönlendirme 1:
Sağlık hizmetlerini ve sağlık sonuçlarını iyileştirmek amacıyla GTT’nin potansiyel katkılarından yararlan
Konvansiyonel uygulayıcılar ve GTT uygulayıcıları arasında karşılıklı saygı, iş birliği ve anlayış geliştirilmesi.
Eğitim, değerlendirme, kanıt ve araştırma çalışmalarının sürekliliği Stratejik yönlendirme 2:
GTT tüketicilerinin, öz sağlık bakımı konusunda bilinçli seçimler yapmasını sağlayın
DSÖ’nün GTT’ye Yönelik Desteği
Politika çalışmalarına yönelik ilgili belgeleri ve araçları geliştirerek destek ve teknik rehberlik sağlanması
Uluslararası standartlar, teknik konular, ürünler, uygulamalar ve uygulayıcılarla ilgili araştırmalara yönelik metodolojiler geliştirerek GTT’a yönelik kılavuzlar oluşturma
Politika oluşturma, araştırma, metodoloji, araştırma etiği ve kaynakların korunması hakkında çalıştaylar düzenlenmesi,
Tanıtım ve reklam dahil tüketicilerin eğitimi ve korunması, şikâyet kanalları ve GTT ürünlerinin, uygulayıcılarının ve hizmetlerinin amacına uygun kullanımı için kılavuzlar geliştirilmesi
Uluslararası iş birliğinin teşvik edilmesi şeklinde olacağı belirtilmiştir
DSÖ Hükümetlere; tüketiciler, eğitmenler, uygulayıcı gruplar, üreticiler ve araştırmacılar bu sürece dahil olmalı ve GTT’ ın nasıl uygulandığını ve GTT ürünlerinin nasıl güvenli ve etkili biçimde kullanılabilmesi amacıyla araştırma yapmaları tavsiye edilmektedir. Politika yapıcıların GTT’ ın hasta deneyimlerini ve nüfus sağlığını nasıl etkilediğini dikkate almaları gerekliliği üzerinde durulmuştur.
Akupunktur Tanımı, Önemi ve Tecrübeler:
Prof. Dr. Cemal Çevik
Akupunkturla Tedavide Yeni Yaklaşım
Prof. Dr. Cemal Çevik
Ankara Akupunktur ve tamamlayıcı Tıp Dernek Başkanı Gazi Üniversitesi GETAT Uygulama Merkezi Eğitimcisi
Akupunktur tedavisinin en zor tarafı teşhis tarafıdır. Teşhis koymak çoğu kez, tecrübe ve zaman işi olarak gözükmektedir. Buna rağmen yılların tecrübesi ile yüklenmiş hekimlerin koydukları teşhis ve uyguladıkları tedavi, kendilerine özel bir hal almış gibi gözükmektedir. Kaldı ki, usanmadan tecrübe kazanmak herkesin yapabildiği bir tavır değildir. Yeni öğrenenlerde teşhiste mevcut metotlarla tekrarlanabilirliğin az olması güven sarsılmasına sebep olmaktadır. Bu durumlarda bazı hekimler kendilerine has tedavi usulleri geliştirmeye çalışmaktadırlar. Kişisel metotların ortaya çıkması bu alanda az da olsa zenginleşmeye sebep olurken bir taraftan da güven kaybına sebep olabilmektedir. Kişiye özel teşhis metotların artması bilimsel yönden zayıflık belirtisi gibi algılanabilir ve şu kadar yıllık uygulaması olan akupunktur’un kişisel tedavilere niçin ihtiyacı var gibi soruların ortaya çıkmasına sebep olabilir. Bu yüzden teşhiste ortak bir noktada buluşmak oldukça önemlidir. Ortak noktada birleşmek düşüncesi, kişisel duyu farklılıklarını gidermek için aynı cihazları kullanarak ortak sonuçlar elde etme yolunu açmıştır. Elektro akupunktur, lazer akupunktur, renkle akupunktur gibi tekniklerle cihazların kullanıma girmesi böyle bir ihtiyaçtan doğmuştur. Ancak çoğu elektronik yapıda olan bu cihazların da kullanıcılar tarafından yorumlanması zordur. Kullanıcılar firma temsilcilerinin söylediklerini doğru kabul ederek teşhis ve tedavi etmeye çalışmaktadırlar. Cihazlarla ilgili olarak firmaların, cihazlarının etkinlikleriyle ilgili iddiaları doğrulanmaktan henüz uzaktır. Firmaların desteklediği bilim adamlarının bu cihazlarla ilgili çalışmaları da şüpheden azade değildir.
Akupunkturla teşhis ve tedavide birçok metot kullanılmaktadır. Bu metotların hepsinde tek bir amaç vardır: Çiy ile ilgili bilgi sahibi olmak. Çiy bilgisi bizi, Çiy akışını izleyerek teşhise ve Çiy akışını sağlayarak tedaviye götürür. Çiy akışının izlenmesiyle teşhis, akışın sağlanmasıyla da tedavinin mümkün olması hastalık etkeni ile hastalığın tedavi edilmesi gibi tuhaf görülebilecek bir görüntü ile bizi karşı karşıya getirebilir. Aynı tuhaflık modern tıb
kabulünde böyledir. Dokuya yeteri kadar kan gitmediğinde oluşacak olan iskemi, yeteri kadar kan geldiğinde reperfüzyonla tekrar gönderilen kanla tedavi edilir. Çiy akışı içinde böyledir. Eğer Çiy akışı kesilirse, durursa, bir yerde birikirse veya tükenirse ilgili kanalların beslediği alanlarda ve enerjetik bir problem oluşur, eğer ÇÖiy gelmeyişi devam ederse organlarda bozukluklar (az çalışma veya aşırı çalışma veya çalışmama ve bu gibi) meydana gelebilir. Bu bozukluklar birtakım belirtilerle(semptomlar) kendilerini gösterirler. Kanallarda tıkanıklık oluşmuşsa tıkanıklığın alt tarafında kalan kısımlarda ağrılar, ısı değişiklikleri (çoğu kez soğukluk, solukluk), ödem gözükebilir. Değişiklik sadece kanallarla ve besledikleri alanlarda sınırlı kalmaz, kanalların beslediği organlarda, enerjetik ve yapısal değişiklikler olur. Organlarda yağlanma, anemi, organ küçülmesi, büyümesi ve bunun gibi yapısal değişiklikler gözükebilir. Akupunkturla yapılan tedavi daha önce belirttiğimiz gibi kanallarda Çiy akışını sağlamaktan ibarettir. Böylece biten Çiy yenilenerek beslediği organın fonksiyonlarını yerine getirmesi sağlanır. Bu fonksiyon düzelmesi hem enerjetik hem de yapısal olarak yenilenmelerle beraber oluşur.
Kanalların içersinde akan Çiy skaler bir enerji formudur ve bu enerjinin direkt olarak ölçülmesi henüz söz konusu değildir. Kanaatimce Çiy’nin dönüşüm şekilleri (bütün organ Çiyleri) skaler enerjiden elektromagnetik enerjiye dönüşümle oluşurlar. Bu dönüşüm şekilleri ölçülebilirler. Çiy akışının bozulduğu kanalların ve bu kanalları temsil eden noktaların tespiti tedavi için çok önemlidir. Kanalların fonksiyonel bozukluklarını tespit için birçok metot vardır. Bu metotlar hiç bir cihaz kullanılmadan yapılan manüel tedavi, elektrik akım verilerek yapılan tedavi, lazer kullanılarak yapılan tedavi, moksibusçin (ısı, sıcak) uygulanarak yapılan tedavi, masaj uygulanarak yapılan tedavi (Shiatzu), bardak ve sülük uygulanması ile yapılan tedavi, belirli bir dalga boyunda ışın(renk) gönderilerek yapılan tedavi ve bu gibi tedavilerden oluşurlar. Bu tedavileri, mekanik uygulamalar, elektrik akımı uygulamaları, magnetik alan uygulamaları, biyolojik ajanların uygulanması, ışın uygulanması (lazer, görünen bölge uygulamaları, infrared bölge uygulamaları), titreşim gönderenler gibi de sınıflandırabiliriz. Bu tedavilerde ortak nokta, tedavi için akupunktur noktalarının kullanılmasıdır. Akupunktur noktalarının seçilerek, o noktanın herhangi bir ajan veya işlemle uyarılması işlevlerini yapan bütün tedaviler akupunktur tedavisi olarak kabul edilirler. Bu tedaviler oldukça etkin ve kolayca uygulanabilen özelliktedirler. Ancak zor olan akupunktur noktalarının seçilmesidir. Hangi nokta hangi amaca yönelik olarak seçilecektir? Bu noktanın diğer noktalara göre tercih edilme sebebi nedir? Hekim bu soruları cevaplayarak tedaviye başlayacaktır. Akupunktur tedavisinde uygun noktaların seçilmesi tedavinin uygulanmasındaki ana problemdir. Uygun nokta seçimi ile etkin bir tedavi yapılabileceği gibi uygun olmayan nokta seçiminde cevap alınabilir ancak yeterli sonuç alınamaz. Etkin tedavide esas problem etkin, aktif noktaların nasıl seçileceğidir. Noktalar seçildikten sonra yukarıdaki uygulamalardan herhangi birisi seçilerek tedavi yapılabilir. Bizim tercihimiz noktaların iğnelenmesidir.
Noktaların seçimi
Tedavi için hangi noktaların seçileceği batı tipi eğitimden sonra akupunktur’a yönelen hekimler için oldukça büyük sorun oluşturmaktadır. Aktif olarak hasta tedavi eden klinisyenler, kısa sürede nokta seçimini öğrenerek hasta tedavisine kaldıkları yerden devam etmek istemektedirler. Ancak batı tıbbı uygularken kullandıkları çoğu metodu akupunktur da kullanmak imkânı bulamadıklarından çok zorlanmaktadırlar. Hasta nabızlarının ölçülerek meridyenlerle ve organlarla ilgili tahminlerde bulunmanın ve bu tahminlere göre nokta seçmenin çok subjektif ve kişilere göre değişebilen sonuçlar vermesi onları anamnez alarak teşhis ve tedaviye yönlendirmektedir. Beş element akupunkturu denilen akupunktur metotlarına göre kişilere has özel tedavi modelleri oluşabilmektedir. Beş element akupunktur u ile hekimler hem nabız ölçümleri ve dil incelemeler yaparak hem de anamnez alarak tedavi için ortaya reçeteler çıkarabilmektedirler. Beş element sorgulamaları ile hâkim element ve o elemente iştirak eden diğer elementleri belirlemekte göründüğü kadar kolay değildir.
Kolaylaştırmak
Akupunktur tedavisini kolaylaştırmak amacıyla yukarıda bahsettiğimiz gibi birtakım elektrikle çalışan cihazlar oluşturulmuştur. Bu cihazlarla çoğu kez parmak uçlarından (kuyu noktalarından) elektriki uyarı gönderilerek yapılır. Bu noktalara uygulanan uyarılara verilen cevaplar ölçülmektedir. Bu ölçümler direkt olarak noktanın mevcut durumunu tespit etmek yerine verdiği reaksiyonları ölçmek esasına dayandığından nokta ile tam bir bilgi sahibi olunulamaz. Biz bütün bu zorlukları gidermek amacıyla yeni bir yaklaşım uygulayarak akupunktur teşhis ve tedavisini kolaylaştırmaya çalıştık. Bu yeni yaklaşım yeni olmakla beraber, kişiye ait yeni oluşturulmuş, geleneksel akupunktur teşhis metotlarından farklı bir metot değildir. Bu yaklaşımla hastanın hastalık hikayesine dayanarak teşhis konularak tedavi uygulanır. Yani klasik akupunkturda söz edilen belirtilerden giderek kanallarla ve kanalların ilgili oldukları organlarla ilgili bilgi edinmek, hangi kanalda sorun olduğunu tahmin etmek esasına dayanır. Bu arada modern tıbba göre konulan tanılarda göz önüne alınır.
Bu yaklaşımda tutulacak yol şöyledir: Hastanın teferruatlı(detaylı) bir şekilde hikâyesi alınır. Bu hikâye içersinde hastanın en fazla önem verdiği şikâyeti belirlenir. Bu şikâyetle ilgili organ tespit edilir. Organın dörtlü gruplardan hangisine ait olduğu belirlenir ve nokta seçimi bu dört organa göre yapılır. Bilindiği üzere vücutta üç adet dörtlü sistem vardır. Her sistemdeki dört organ birbirleriyle iç dış, alt üst ilişkileri içersindedirler. Bu üçlü sistem Taiyin, Jueyin ve Shaoyin sistemleridir. Üç grubun ilgili oldukları ilk organ ve diğer üç organ seçilir.
ÇİY AKIŞI
Vücudumuzda çiy iki tip akış gösterir. Birisi kanallarla akış, ikincisi ise kanal dışı akıştır. Burada kanallardaki çiy akışından bahsedilecektir. Kanallardaki akan çiye Doğru Çiy adı verilir. Doğru Çiy akciğerlerle havadan alınan çiy ile besinlerden sindirim ile elde edilen çiy ve böbreklerden gelen Genetik Çiy’in (Yuan Çiy) göğüste birleşmesinden oluşur. Bu Çiy her organın kanalları üzerinden organlara ulaşır ve organları besler ve organların kendilerine has çiylerinin oluşmasını sağlar. Akupunktur kanalları vücudumuzda oluşan ilk iletişim sistemidir. Sinir sistemi, damar sistemi ve lenfatik sistemle beraber dördüncü bir iletişim sistemidir. Yaklaşık 3000 yıldır varlığından bahsedilen bu iletişim sistemi ilk kez Koreli bilim adamı doktor Kim Bong Han tarafından görünür hale getirilmiştir. Kim Bong Han’ın 1960’larda bulduğu bu sisteme göre hücre içi, hücrelerarası, dokular arasındaki enerji akışı bu kanallarla sağlanmaktadır. Bu kanallara embriyolojik devrede vücutta oluşan ilk kanallar olduklarından Kim, primordiyal kanallar adını vermiştir. Bu kanallar değişik çaplarda olmak üzere vücudun yüzeyinde ve derinlerinde dağılırlar. İşte bu kanallar aracılığıyla çiy bütün vücutta akar durur. Akışın bozulması patolojilerin gözükmesine sebep olur. Her organı çalıştıran bir genetik veya Yuan Çiy vardır. Bu Yuan Çiyler Doğru Çiy ile beslenerek organların düzenli çalışmalarını sağlarlar. Mesela Akciğer Çiy’si Yuan Çiy ile Doğru Çiy’in birleşmesinden akciğerlerde oluşur. oluşum akciğerlerde olduğundan akciğerlerin can frekanslarıyla etkilenerek oluşan bu Çiy’nin kendisine has frekansı ve gücü bulunur. Sadece Akciğer Çiy’si akciğerlerin yana ve aşağıya doğru genişlemesinden (soluk alma) ve sonra akciğerleri kasarak soluk verilmesinden sorumludur. Yani akciğer Çiy Akciğerlerin görev yapmalarını sağlayan çiydir. Akciğer Çiy’si diğer organ çiylerinin hepsinden farklıdır. Böbrek Çiy’si, Dalak Çiy’si, Karaciğer Çiy’si sadece ilgili organlarını çalıştırabilen özel çiylerdir. Ortak kanallarda taşınan çiyler özelleşmemiş genel çiylerdir.
Çiy akışı akciğerlerden başlar karaciğerde sonlanır. Akciğerler hem kendi Çiy’sini hem de doğru Çiy’i üretir. Akciğerler ürettikleri Doğru Çiy’i (Genel Çiy’i) bütün vücuda kanallar
aracılığıyla yayarlar. Kendi Çiy’si sadece akciğer kanallarında dolaşır. Çiylerin akışını akciğerler yönetirler. Akciğerler kalbin bütün vücuda kan gönderdiği gibi bütün vücuda Çiy gönderirler. Çiy’nin kanallarda akışı saatlere göre kuvvetlenir veya zayıflar. Bu durum organların çalışma saatlerini göredir. Organlar günün belirli saatlerinde bir yüksek bir düşük aktivite gösterirler. Organ aktiviteleri iki saat aralıklarla değişiklik gösterir. Çiy’nin akış sırası oldukça önemlidir. Akışın kesildiği yerlerde patolojiler ortaya çıkar. Çiy akışı eşlenik organlar sırasıyla olur. Mesela akciğerlerle kalın bağırsaklar eşlenik organlardır. Çiy akciğerlerden çıkar ve kalın bağırsaklara aktarılır. Buradaki akış bir Yin-Yang akışıdır. Her Yin-Yang akışını bir Yang-Yang akışı takip eder. Kalın bağırsağın bölgesel eşleniği Mide’dir. Enerji kalın bağırsaklardan mideye gelir. Böylece Yang- Yang akışı sağlanır. Yang- Yang akışından sonra Yin- Yin akışı takip eder. Mide yang bir organdır, eşleniği olan dalağa enerji aktarır (Yang-Yin akışı). Sonra dalaktan kalbe akış olur (Yin-Yin akışı), kalpten ince bağırsaklara (Yin-Yang akışı), ince bağırsaklardan Sanjiao’ya (Yang-Yang akışı) oradan Perikarda geçer (Yang- Yin akışı). Perikarttan sonra böbreklere gelir (Yin-Yin akışı) böbreklerden mesaneye, mesaneden safra kesesine oradan da karaciğere geçer. Karaciğerden tekrar akciğerlere geçerek siklusu tamamlar. Akciğerden gelen Çiy’ temiz çiy karaciğerden çıkan Çiy’e ise kirli çiy denir. Akciğer nabzı sağ bileğin ön kısmında bulunur. Enerji akışı sağ el bileği bilek çizgisinden başlar, sağ bileğin ortasına kadar devam eder. Akciğer- kalınbağırsak- mide- dalak şeklinde devam eder. Böylece ilk dört organ için çiy geçişi tamamlanır. Sonra sol el bileğine geçilir. Bileğin bilek çizgisi hizasında kalp ve ince bağırsaklar olarak devam eder. Sonra tekrar sağ bileğe geçip bileğin distalinde Sanjiao ve Perikard olarak devam eder. İkinci dört organ çiy geçişi sağlanmış olur. Tekrardan sol el bileğine geçilir. Böbrek, mesane, safra kesesi ve karaciğerle sonlanır. Böylece enerji akışı için dörder organlık üç durak oluşmuş olur.
Enerji akışı geçiş şeması: Dörtlü birliktelikler:
Akciğer-Kalın bağırsak-Mide-Dalak,
Kalp-İnce bağırsaklar-Sanjiao-Perikart,
Böbrekler-Mesane-Safra kesesi-Karaciğer.
Bu dörtlü organları incelediğimizde her bir organın eşlenikleriyle berabere olduklarını görürüz. Eşlenikler birbirleriyle enerji paylaşan meridyenlerdir. Bu paylaşımla iki meridyende dengelenme oluşur. Birinci grupta bulunan Akciğer bir Yin organdır. Yin enerjisi daha çok depolanmaya sanki maddeleşmeye yatkın bir enerjidir. Senteze yönelik, anabolik bir faaliyete sebep olan bir enerji gibi düşünülebilinir. Eşlenik organı ise Yang organ olan kalın
bağırsaklardır. Yang enerjisi fonksiyona, harekete yöneliktir. Enerji harcayan, katabolik bir enerji gibidir. Aynı ilişki dalak (Yin) ile mide (Yang) arasında da vardır. İkinci grupta bulunan kalp ve incebağırsaklar ile perikart ile Sanjiao arasında ve üçüncü gruptaki böbrekler ile mesane ve karaciğer ile safra kesesi arasında mevcuttur.
Enerji akışına bağlı olan metotları başlıca beş başlık altında toplayabiliriz:
A-Taiyin metodu, B-Jüeyin metodu,
C-Shaoyin metodu.
D-Altılı metot
E-Karışık metot.
A-Taiyin metodu.
Çiy akışının birinci basamağındaki kanalları içerisine alan dörtlü organ sisteminden Zang organlarını içersine alan kısma Taiyin sistemi denir. Zang organlardan olan Akciğerler ve dalak Taiyin organlardır. Taiyin daha büyük Yin anlamına gelir. Eldeki ve ayaktaki Yin meridyenlerinin içersinde Yin enerjileri en fazla olan meridyenler diye tanımlanabilir. Bu meridyenler el ve ayağın ön taraflarında yer alırlar. El ve ayak başparmaklarının tırnak yataklarının hemen kenarında başlar veya sonlanırlar. Taiyin organları akciğer ve dalaktır. Akciğerlerin 11, dalağın ise 21 noktası bulunur. Toplam olarak iki Taiyin organın 32 noktası bulunur. Taiyin metodunda Taiyin organları kullanılarak Taiyin enerjisi aktive edilir. Taiyin metodunun bir üstte bir de altta olmak üzere iki çatı organı vardır. Üstteki organ akciğerler, alttaki organ ise dalaktır. Akciğerler tek bir organ gibi kabul edilirler. İki organda (akciğer ve dalak) Yin tipi organdır. İki yin organ vücudun üst ve altındaki Taiyin enerji bölgesinde yer alırlar. İkisinin enerji frekansı birbiriyle aynı veya uyumludur. Her Yin organın bir Yang eşleniği olduğundan bu iki organında eşlenikleri vardır. Bu iki organın eşlenik Yang organları kalın bağırsak ve midedir. Bu organlar beraberce Yang ming enerji bölgesini oluştururlar. Tedavi ile Taiyin ve Yangming organları ve enerjileri arasında uyum sağlanır. Taiyinlerde üretilen enerji sanki Yangming’lerde kullanılıyor gibidir.
Taiyin metodunda dört organa ait Yuan noktalarıyla sistemik ve bu organların dağılım yerlerindeki patolojiler için lokal uygulamalar yapılır. Dört organ akciğer, kalın bağırsak, dalak ve mide’den oluşur. Bu dört organların ikisi Yin ikisi ise Yang meridyenlerdir. Yin
meridyenler el ve ayakta aynı lokalizasyona sahip noktalardır. Aynı lokalizasyondan kasıt el ve ayaklara göredir. Akciğer meridyeninin eldeki noktaları el başparmaklarının lateral tarafındadırlar. Dalak meridyeninin bazı noktaları da ayak başparmağının lateral tarafında yer alırlar. Bu yüzden iki meridyen aynı lokalizasyona sahip diye kabul edilmiştir. Aynı lokalizasyona sahip olan bu el ve ayağa ait kanallar aynı enerji düzeyine sahiptirler. Bu enerji seviyesine Taiyin enerjisi denilir. Elde bulunan Yin meridyeni olan akciğer meridyeni, göğüste başlar ve el baş parmağında sonlanır. Ayakta bulunan Yin meridyeni olan dalak meridyeni ise ayak başparmağında başlar ve göğüste sonlanır. Diğer iki meridyen Yang özellikteki meridyenlerdir. Bunlar kalın bağırsak meridyeni ve mide meridyenidirler. Elde bulunan Yang meridyeni olan kalın bağırsaklar elin ikinci parmağından başlar ve göğüste sonlanırlar. Ayağın Yang meridyeni olan mide meridyeni ise yüzde başlar ve ayağın ikinci parmağında sonlanırlar. El ve ayaklardaki ikinci parmaklarda nokta taşıdıklarından bu iki Yang meridyeni de eş değer enerji seviyesindedirler. Onların enerji seviyeleri ise Yangming seviyesidir. Bu seviye diğer seviyelere göre yüksektir. Nabız muayenelerinde her iki organ kalın barsak ve mide güçlü bir nabız atışına sahiptirler. Böylece bütün vücutta Taiyin ve Yangming enerji akışlarının dengelenmesiyle bütün vücutta Yin Yang dengesi sağlanır.
Patojenik Etken
Taiyin meridyenlerinin en önemli patojeni nemdir. Nem sıcak veya soğuk olabilir. Nem kanallarda birikerek balgama veya plağa dönüşerek tıkanıklık oluşturabilir. Akciğerlerin içerisinde veya göğüs yakınındaki kanallarda olan tıkanıklık nefes almada zorluk, göğüste baskı hissi oluşur “Balgam dalakta oluşur akciğerlerde toplanır” hükmü çok bilinir. Ancak açıklanmaya muhtaçtır. Dalağın bütün vücutta, kanallarda sıvıları dönüştürme ve taşıma görevi vardır. Mukozaların oluşturduğu mukuslar, eklemlerdeki eklem sıvıları, göz içi sıvıları, genital bölge sıvıları, perikart sıvısı, plevral sıvı gibi bütün sıvılar belirli bir kıvamda olmalıdırlar. Kıvamların artıp katılaşmasına balgam denilir. Balgamlar oluştukları yerlerde birikim yaparlar, akışı engellerler. . Akciğerlerde biriken balgamda akciğer sıvılarının (neminin) katılaşmasıyla oluşur. Eğer akciğerlerden balgam atılıyorsa vücudun diğer yerlerinde de plaklar, birikimler, kistler oluşuyor demektir. Taiyin- Taiyang sistemi iyi çalıştığında birikimler önlenir. Birikimlerin ileri boyutlusu tümörlerdir. Tümör oluşumunun önlenmesinden Taiyin sistemi sorumludur. Daha önce bahsettiğimiz gibi Yin karakterde ki Çiy maddeleşme eğilimindedir. Balgam ve onun ileri şekli olan tümör bu özelliğin bir sonucudur. Taiyin sisteminin altta bulunan parçası olan dalak bu sistemde
temel organdır. Dalağın tam görevinin yapabilmesi için yeteri kadar beslenilerek Çiy alınmalıdır. Dalak Çiy’si yeteri kadar güçlü olursa Dalak Yang’ı bu dönüşüm ve taşınma işlevlerini yerine getirir. Vücut sıvıları olması gereken kıvamda ve akıcılıkta bulunurlar. Horlama ve apneler Çiy akışının tıkanmalarına sebep olan balgam birikim yüzünden olabilir.
Akciğer meridyeni ile ilgili olan şikâyetler:
Akciğerler, deri ile ilişkilidirler. Cilt hastalıklarında akciğerler akla gelmelidir. Derideki porların açılıp kapanması, deri nemliliğinin sağlanması, terleme, cildin kuruluğu gibi cilt ilgili değişimlerin altında akciğerler yer alır. Akciğerlerin ilgili duyu organı burundur. Burun mukozasının sağlıklı olması, yeteri kadar koku duyusunun alınabilmesi akciğerlerin normal çalışması ile mümkün olabilir. Burunda tıkanıklık, kurutların bulunması akciğer ısısının artmasından dolayı burun mukuslarının sıvı kaybetmesiyle olur. Burunda dalak enerjisi yetersiz olduğunda kurutların oluşumu daha da artar ve sağlıklı nefes almayı önler. Rinitte de akciğer ve dalağın görev eksikliği söz konusu olabilir. Sinüs dokusunda ise işin içersine mide girer. Burunda ve sinüslerdeki mukozanın düzeni akciğerlere, sıvı dönüşümü dalak ve mideye ait olup tedavide bu üç meridyenden nokta seçilimi uygun olur. Burunun iki yanında kalın barsaklara ait noktalar bulunduğundan tedavi protokoluna kalın barsaklarda ilave edilir.
Öksürmek, balgam çıkarmak(beyaz, sarı, yeşil renkli) kuru öksürmek, cildin kuru olması, kaşıntı, ağız ve boğaz kuruluğu, susuzluk hissi, öğleden sonra kendini ateşli hissetmek, kırmızı soyuk dilli olmak, dilin sarı kablı olması, dilin beyaz kablı olması, nefes almada zorluk, burun tıkanıklığı, burun akıntısı, sulu balgam çıkarmak, hızlı nefes alıp vermek, geceleri terlemek, zayıf sesli olmak, konuşmaktan hoşlanmamak, soğuk almaya meyilli olmak, soğuğu sevmemek, baş ve vücut ağrıları, dilin beyaz kablı olması, tonsillerin şişmesi, gözlerin ve yüzün aniden şişmesi, nöbetler halinde gelen kronik öksürük, çabucak sökülen, göğüste baskı hissi ile beraber gözüken bol beyaz balgam, sırt üstü yatmaktan hoşlanmama, kriz şeklinde gelen kronik olmayan öksürük, bol sarı, kahverengi yeşil veya siyah kötü kokan balgam, omuz ağrıları, gibi şikâyetleri olabilir.
Dalak Meridyeni ile ilgili olan şikâyetler:
Dalak meridyeni ağızla ilgilidir. Daha çok alt dudak kontrolü dalakla sağlanır. Dudaklarda yaralar, yorgunluk, karında şişkinlik, şekilsiz gaita çıkarmak, hemaroit, yemekten sonra kendini yorgun hissetmek, extremitelerde zayıflık, kas ağrısı, kaslarda atrofi, anemi, iştah kaybı, tatlıya
düşkünlük, ödem, titreme, soğuk extremiteler, mide, rektal, vajinal prolapsus, vajinal akıntı, kanamaların olması, adet kanamasının uzaması, ishal, kaslarda güçsüzlük, sırt karın bölgesinde ve eklemlerde ödem, sık sık ve acele idrar yapma, purpura, deri altında kanlı döküntüler, idrar veya dışkıda kan, menoraji, metroraji, sarılık, dudakta lezyon, bulanık görme, vertigo, aşırı düşünceli olma, takıntılı olma, gibi şikâyetlerin bazıları iştirak edebilir. Tip1 veya Tip2 diayebet tanısı almış olmak, bütün başı sıkmakla rahatlayan baş ağrısı.
Mide meridyeni ile ilgili şikâyetler:
Mide ağrıları, mide yanmaları, mide ekşimeleri, epigastriumda huzursuzluk, ağızda tatsızlık, diş etlerinde yaralanmalar, kanamalar, ılık içecek ve yiyecekleri yemekten hoşlanmak, alını tutan baş ağrıları, bulantı, kusma, baş dönmesi, hıçkırık tutması, geğirmelerin olması, kabızlık, ishal, hazımsızlık, burun tıkanıklığı, kol ve omuz ağrıları, yüz bölgesindeki rahatsızlıklar, sinüzitler, ses kısılması, genel halsizlik, görülebilir. Mide meridyenine ait göz dibini tutan görme bozuklukları, optik sinir atrofisi, ayağın fazla terlemesi, reflü, tikler, gibi rahatsızlıklar olabilir.
Kalın Bağırsak Meridyenleri ile ilgili, şikâyetler:
Beyaz soluk yüz, gevşek gaita, gaitada hazmedilmemiş yiyecekler, kötü kokulu gaita, bazen gaita çıkardıktan sonra anüste ağrı, yemeklerden sonra olan şişkinlik, omuz ağrıları. Kaşıntı, kaşıntılı cilt hastalıkları, boğazda ağrı, ses kısıklıkları, alerjik deri hastalıkları, yüz felci, diş ağrıları, karın ağrısı, el sırtında ödem.
Uygulanacak yol
Taiyin Tedavi Metodunda (TTM) hastaların hastalık hikâyelerinin alınması çok önemlidir. Hikâye alındıktan sonra hastaların şikâyetleri sıralanır. Bu şikâyetlerden hasta için birincil derecede öneme sahip şikâyetini öğrenmekle işe başlanır. Birincil şikâyetlerin hangi organa ait olduğu öğrenildikten sonra dörtlü yapı oluşturulur. Diyelim ki hastada öksürük var. O zaman akciğerlerle işe başlarız. Akciğerlerin Yuan noktalarını tedavi protokoluna alırız. Akciğerlerin enerji ve Yin-Yang eşleniklerini seçeriz. Bunlar akciğerin Yang eşleniği olan kalın bağırsaklar ve enerji seviye eşleniği olan dalak ve dalağın Yang eşleniği olan midedir. Kalın bağırsaklar, dalak ve mideyi seçtikten sonra bu üç organın Yuan noktalarını alarak sistemik tedaviye geçeriz. Sistemik tedavi ile beraber lokal tedavi için noktalar araştırırız.
Örnek vaka.
Burnunda tıkanıklık dolaysıyla sürekli nefes almada zorluk ve kurutları dolaysıyla burun kurcalayan, burnunda kurutları sarı renkli olan, uykusunda horlayan, zaman zaman omuz ağrıları olan, çoğu kez şekilsiz, kötü kokulu, yumuşak gaita çıkaran, ayaklarında hafif ödem olan, orta derecede yorgunluk yaşayan, hafif derecede hemoroitli, yüzünde sürekli, bazen püstül şeklinde cilt kabartıları, alt dudakta yıllarca süren yaralı lezyon olan 60 yaşındaki bir erkek hasta. Hastanın iki kez sağ böbrek taşı kırdırma hikayesi var, safra kesesinde de taş mevcut. Zaman zaman yağlı ve etli yiyeceklerden sonra karın ağrıları oluyor, karın kasları kasılıyor. Yemeklerden sonra şişkinlik oluşuyor, bazen barsak sesleri işitilir hale geliyor. Son günlerde soğuk su içemiyor. Sıcak çorba içmeyi seviyor. Uykuları iyi. Geceleri bir kez idrara kalkıyor, bazen gece terlemeleri oluyor, ancak rahatsızlık vermiyor. İmpotensi var. Hastanın hipertansiyonu (orta derecede) var. Hafıza zayıflığı var. Hatırlamakta zorlanıyor. Diş problemleri var, sağ üst ve alt çenede ağrı. Sağ üst çenede implant var. (İmplanta bağlı olarak trigeminal sinir baskılanmasına bağlı ağrı olabilir.) Sağ uyluğun iç kısmında kaşınma, zaman zaman şiddetlenen sırtta kaşınma şikâyeti de mevcut. Bazen sağ uyluğu dış kenarında lokalize ağrı.
Yorumlama:
Hastanın şikâyetlerini ilgili organ rahatsızlıklarına göre sıralayacak olursak:
Akciğer ile ilgili şikâyetler; burunda tıkanıklık, nefes almada zorluk, omuz ağrıları, cilt problemleri, gece terlemeleri, sırtta kaşınma.
Dalakla ilgili şikâyetler; yumuşak, şekilsiz, kötü kokulu gaita çıkarma, sağ uyluk iç kısımdaki kaşınma, hafif derecede yorgunluk, ayaklarda hafif ödem, hemoroit, alt dudakta lezyon, sıcak sevme, yemeklerden sonraki şişkinlik, barsak seslerinin işitilmesi, hafıza zayıflığı, sınırda şeker yüksekliği.
Böbreklerle ilgili şikâyetler; ayaklarda ödem, geceleri idrara kalkma, impotens, diş ağrıları, böbrek taşı hikayesi.
Safra kesesi şikâyetleri; safra kesesinde taş, yağlı ve etli yiyeceklerden 2-3 saat sonra karında ağrı. Kararsızlık, sol uyluk dış kısmında lokalize ağrı.
Kalp meridyeni ile ilgili şikâyetler; hipertansiyon, ayaklarda ödem
Hastanın kendisine göre en önemli şikâyeti göz önüne alınır. Şikâyetin hangi meridyenle ilgili olduğuna bakılır. Sonra el veya ayaktaki enerji seviyesi yönünden eş değer olan aynı yerleşimdeki meridyeni belirlenir. Belirlenen bu iki organın birer Yang veya Yin eşlenikleri ilave edilir. Örnekleyecek olursak hastaya en önemli şikâyetinizi bildiriniz denildiğinde, hasta burun tıkanıklığını söylemiş olsun. O zaman hastanın şikâyetinden burun tıkanıklığı ile ilgili olarak sorumlu ilk meridyen akciğer meridyeni olarak seçilir. Bu meridyen elin Taiyin meridyenidir. Akciğer meridyeni göğüste başlayıp koldan aşağıya doğru inerek elin ön kısmında devam edip baş parmaklarda sonlanan bir dağılımı vardır. Meridyenin ayakta ki karşılığı ayak başparmağından başalayan Dalak meridyenidir. Dalak meridyeni ayak baş parmağının medial tırnak yatağından başlar. Aynı şekilde akciğerlerde elin baş parmağının mediyal tarafında, tırnak yatağında yer alırlar. Burun tıkanıklığı akciğer ateşinin artmasından, kuruluğun akciğerleri etkilemesinden, lokal dolaşım bozukluğundan, lokal olarak Dalak enerji eksikliğinden olabilir. Elin Taiyin meridyeni Akciğer ile, ayağın Taiyin meridyeni Dalak tedavide seçilen ve Yin –Yin geçişini sağlayacak olan iki meridyendir.
Akciğer’in eşlenik Yang organı Kalın bağırsaklardır. Akciğer meridyeni ile kalın barsak meridyeni içten ve dıştan bağlantılıdırlar. Yin-Yang dengesini ve enerji akışını sağlayacak iki meridyen sistemidir. Akciğerlerden alınan hava Çiy’si Kalın Bağırsak meridyenine geçer. Buradaki tabloda fazla olan ateş kalın bağırsaklara geçerek gaitanın şekillenmesini sağlayacaktır. Bu iki meridyen sağ el bileğinin iki distal nabzında kendilerini gösterirler. Hem Akciğer hem de Kalın barsak meridyenleri ele ait meridyenlerdir. Akciğer meridyeni derinde kalın barsak meridyeni ise yüzeyde bulunurlar. Böylece seçmiş olduğumuz bir organ (akciğerler) bize iki organın adlarını verirler(dalak, kalın barsak).
Ayağın Yin meridyeni olan Dalak meridyeninin Yang eşleniği Mide meridyenidir. Bu meridyenler sağ elin orta kısmındaki nabızı oluştururlar. Derinde Dalak yüzeyde ise Mide meridyeni bulunur. Enerji Kalın bağırsaklardan Mide meridyenine oradan da Dalak meridyenine aktarılır. Mide meridyeni Kalın Barsak meridyeninden aldığı enerjiyi, Çiy’i Dalak meridyenine aktarır. Bu geçiş kimus akışına terstir. Bilindiği gibi midede oluşan kimus ince bağırsakları geçerek kalın bağırsaklara gelir. Ancak burada geçen kimus olmayıp besinlerin çiğnenmesiyle ve çiynenmesiyle (sindirilmesiyle) kalın barsaklardan elde edilen Çiy’dir. Dalağın güçlenmesiyle, safra kesesinde dönüşüm işlevi artarak balgamın sıvılaşması sağlanır. Bu dört organın Yuan noktaları seçilerek tedaviye başlanabilir. Bu noktalar, Akciğer için Lu-9, Dalak için Sp-3, Mide’den. St-42, kalın bağırsaklardan da LI-4 seçilir. LI-4 noktası ile sıcaklık ve nem giderilebilir.
sindirim(çiydirim) ağızda başlar. Ağızda besinler çiğnenirler( Çiy-nenirler) yani besinlerin çiyleri çıkarılır. Az bir kısım besin içindeki karbonhidratlar amilazla daha küçük parçalara bölünürler. Çiyleri açığa çıkarılan besinler mideye geldiklerinde Çiy ve posa halinde bulunurlar. Mide çiy çıkarmayı daha etkin hale getirmek için asitlerle besinleri muamele ederek parçalar, pepsinle proteinler daha küçük parçalara, aminoasitlere ayrılır. Duedonum’a gelen kimus(çiymus), eski Türkçede keylus, enzimlerle tripsin, kimotripsin ve pankreatik amilazla ileri dereceye kadar parçalanır. Artık besinlerden Çiy çıkarılımı neredeyse tamamlanmıştır. Burada kimusun posaları(kirli olanlar), suyu ve temiz olanları(Çiy) ayrılır. Ve kalın bağırsağa geçer. Kalın bağırsakta artık Çiy tamamen alınıp akciğerlere gönderilir. Akciğerlerde Çiy işlendikten sonra doğru çiy oluşturmak üzere göğse yönlendirilir. Ve doğru Çiy oluştuktan sonra bütün vücuda dağıtılır. İşte Çiy’nin oluşmasında ve dağıtılmasındaki en önemli engellerden birisi nemdir. Bu nem sıcak veya soğukla beraber balgama dönüşerek çiy oluşum ve dağılımını etkileyerek patolojiler oluşmasına sebep olur.
Bu dörtlü döngüye başladığı organın lokalizasyonuna göre isim verdiğimizde; Taiyin döngüsü diyebiliriz. Hastamızın şikâyetleri Taiyin döngüsündeki enerji dağılım bozukluğundan ileri gelebilir.
Bozukluğu nasıl giderebiliriz?
İlk kademe dört enerji kanalının Yuan noktalarının seçilmesidir. On iki düzenli meridyenin her birisinin Yuan noktaları vardır. Bu noktalar genetik Çiy denilen ana-babadan gelen kişilere özel Çiy’lerinin ortaya çıktığı deliklerdir. Her organın kendisini çalıştıran özel Çiy’sini şekillendiren temel çatı örgüsüdür. Bu noktalardan organların kendilerini ayarlamaları için uyarı gönderilmiş olur. Yuan noktaları Yin meridyenler için üçüncü, Yang meridyenler için ise dördüncü noktalardır.
Taiyin döngüsü için Yuan noktaları
Akciğer meridyenini 11 noktalı bir meridyendir. Meridyen el başparmağının ucunda Lu-11 olarak sonlanır. Beş elemente göre el ve ayak parmak uçlarından sayılarak noktaların ait oldukları element belirlenir. Akciğer meridyeninin en son noktası olan Lu-11 noktası ağaç fazına ait noktadır. 10, ateş, 9 toprak fazına aittirler. Dokuzuncu nokta olan Taiyuan noktası aynı zamanda beş elemente göre olan sıralamada üçüncü noktadır ve Yuan noktasıdır. Yani Lu- 9, hem toprak noktası hem de Yuan noktasıdır.
Lu-9 , (Taiyuan) noktası el bilek çizgisinin inferiyörunda radiyal uçta bulunur. Vücudun özel bölgelerini etkileyen sekiz özel noktadan birisidir. Bu özel bölgeler, kemikler, kan, zang organlar, Fu organlar, damarlar, Çiy, tendonlar ve kemik iliğidir. İşte bu özel bölgelerden olan damarları Lu-9 etkilemektedir. Damarları etkilediğine göre hipertansiyonu kontrol etmede görevi olabileceği düşünülebilir. Toprak noktası olarak Lu-9, ateşin oğludur. Bu noktanın uyarılması kalp enerjisini toprağa çekerek kalbin yükünü ve ısısını üzerine alarak onun aşırı ve düzensiz çalışmasını önler. Yani beş element üzerinde kalbi düzenleyen bir noktadır. Öksürüğü giderir. Balgamı uzaklaştırır, nefes darlığını giderir, trachea’nın diğer hastalıklarında da kullanılır.
İkinci nokta Dalak meridyenine ait Yuan noktasıdır. Dalak meridyeni ayağın Yin meridyeni olup ayak başparmağından başlayarak göğüste sonlanır. Beş elemente göre Dalak meridyeninin birinci noktası olan Sp-1 noktası ağaç elementine ait bir noktadır. Sp-2 ateş, Sp-3 ise toprak noktasıdır. Sp-3 noktası üçüncü nokta olduğundan dolayı Yuan noktasıdır. Birinci metatarsofalangeal eklemin proksimalinde ki çöküntüde yer alır. Bu nokta nemi uzaklaştıran bir noktadır. Dalak en fazla nemden etkilenerek görevini yapamaz hale gelebilir. Bu nokta, nemi uzaklaştırarak dalağın iyi çalışmasını sağlar, mide ile dalak arasında uyum oluşturur. Sindirim ile ilgili bozuklukları düzeltir. Karındaki gerginlik ve ağrıları giderir. Diyare tedavisinde kullanılır. Menstrüel bozukluklarda kullanılır.
Üçüncü nokta kalın bağırsağın Yuan noktasıdır. Kalın Barsak 21 noktalı bir Yang meridyenidir. Enerji seviyesi yüksektir, Yangming enerjisine sahiptir. Elin ikinci parmak ucundan, tırnak yatağından başlar göğüste sonlanır. Eldeki birinci noktası Metaldir (kuyu noktası), LI-2, ikinci nokta Su, üçüncü nokta Ağaçtır. Yang merdiyenlerinde dördüncü nokta Yuan noktasıdır. Dördüncü nokta akupunkturda en fazla tanınan üç noktadan birisidir. LI-4, St- 36, Sp-6 en meşhur üç noktadırlar. LI-4 (Hegu) yüzeydeki ısıyı uzaklaştırır. Dekonjestan etkilidir. Beş duyu organını da etkiler (burun dahil). Yüz ve baş bölgesi rahatsızlıklarının çoğunda etkilidir. Boğaz ve boyundaki akut inflamasyonlarda etkindir.
Dördüncü nokta Mide meridyenine ait Yuan noktasıdır (Chong Yang). Mide meridyeni 45 noktaya sahip olan bir Yang meridyenidir. Meridyen orbita çukurunun altından başlar ayak ikinci parmağının tırnak yatağında sonlanır. Beş elemente göre birinci noktası en son nokta olan St-45’tir. St-45, kuyu noktasıdır ve Metal elementine aittir. St-44 Su, St-43, Ağaç elementine aittirler. St-42 Yuan noktasıdır. Ayak sırtında en yüksek konumda bulunan noktadır. Nokta, karın ağrısını ve karın seslerini giderir. Fasiyel paralizi tedavisinde kullanılır.
Bu noktalar bir araya geldiklerinde şöyle bir nokta reçetesi ortaya çıkar: Lu-9, LI-4, St-42, LI- 4.
Bu reçete birinci basamakta ortaya çıkan bir reçetedir. Bu reçetede ki noktalar iki günde bir kullanmak üzere toplam beş kez iğnelenir.
İkinci basamak
Tedaviden yeteri kadar cevap alınamadığı şeklinde bir kanaat olursa ikinci grup noktalar seçilir. Bu noktalarda tonifikasyon veya sedasyon noktalarıdır. Sedasyon noktaları fazla ısıyı uzaklaştırma şeklinde olabilir. Fazla ısıyı veya enerjiyi uzaklaştırmanın bir diğer yolu Luo meridyenlerini kullanmaktır. Bu durumda fazlalığı gidermek için o fazlalığın olduğu kanaldan Luo noktası seçilir ve iğnelenir.
Bu tabloda Akciğer meridyeninde ve Mide meridyeninde fazlalık belirtileri, Kalın barsak ve dalak meridyeninde de eksiklik belirtileri var gibi gözükmektedir. Akciğer meridyeninde sedasyon noktası seçilir. Bu nokta Lu-5 noktasıdır. Lu-5 noktası beş elemente göre dirseklerde bulunan deniz noktasıdır. Elementi Su’dur. Sedasyon etkisi yapar. Bu nokta Akciğer ısısını temizler, uzaklaştırır. Akciğer Çiy’sinin aşağıya inmesini sağlar. Nefes darlığını giderir. Akciğerlerden balgamı uzaklaştırır, burunu rahatlatır, kurumasını önler. İdrar yapmayı kolaylaştırır. Eklemlerdeki yapıları rahatlatır. Isıya bağlı akut akciğer hastalıklarında öksürük, ateş, sarı balgam, susama gibi belirtiler ortaya çıkar. Kronik akciğer rahatsızlığında akciğerlerde sıcak balgam tutulumu vardır. Hasta bu balgamı çıkaramaz. Bu durumda Lu-5 ‘e ek olarak balgam çıkarmasını sağlamak için St-40 ilave edilir. St-40 dalağın Luo noktasıdır. Mideden dalağa enerji aktararak akciğerlerde dalak fonksiyonun ilerleterek balgam oluşumunu engeller. Eğer vücut sıvılarında akciğer ısısı dolaysıyla bir eksilme söz konusu ise (az miktarda koyu renkte idrar çıkarma ile belli olabilir) o zaman Kid-7 ilave edilerek hem akciğerler temizlenir hem de böbrek Yin’i kuvvetlendirilir. Kid-7, su elementinin metal noktasıdır. Kid- 7 uyarıldığında akciğer’in (metal’in) oğlu uyarılınca akciğer’in fazla enerjisi böbreğe geçerek onu güçlendirir. Güçlenen Kid-7 ateş’i baskılayarak hipertansiyonda dengelenme sağlayabilir.
Midedeki fazla enerjiyi veya ısıyı uzaklaştırmak için Mide meridyeninden metal noktası seçilir. Midenin metal noktası St-45’tir. St-45, Mide meridyeninin oğul noktası olduğundan onun ısısını uzaklaştırır, enerjisini kendi üzerine alarak Mide’yi zayıflatır. Ancak hastamızın metali güçlü olduğundan onu almak yerine St-44 seçilebilir. St-44 su noktası olduğundan metal’i zayıflatır. Aynı zamanda su noktası olduğundan Mide’nin ateşini söndürür.
Dalak meridyenindeki enerji eksikliğinin gidermek için Dalağın tonifikasyon noktası olan Sp-
2 alınır. Sp-2 ateş noktasıdır. Toprağın anası durumundadır. Sp-2 dalağı kuvvetlendirir, hazmı(çiydirimi) kolaylaştırır, ısıyı uzaklaştırır. Sp-2’yi desteklemek için Sp-3 noktasıda seçilir. Sp-3, dalağın Yuan noktasıdır, dalağı güçlendirir, nemi çözer, hafızayı güçlendirir, mental berraklığı arttırır.
Kalın bağırsak meridyeni Metal elementine ait olan bir Yang meridyenidir. Tonifikasyon noktası LI-11’dir. Bu nokta deniz noktasıdır. Toprak elementine aittir. Dış rüzgârı uzaklaştırır ve iç ısıyı uzaklaştırır, kanı soğutur, nemi çözer, Çiy ve kanı kuvvetlendirir. Eklemlere faydası vardır. Hipertansiyonda karaciğer ateşinin uzaklaştırılmasında kullanılır. İç ısıyı uzaklaştırdığından cilt hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Hastanın cilt sorunlarını giderebilir.
Bütün bu noktaları bir araya getirecek olursak; Lu-5, St-44, St-40, Sp-3, Sp-2, LI-11, Kid-7 gibi bir reçete elde ederiz. Bu noktada bundan sonraki beş tedaviyi ya sadece bu noktalarla veya birinci basamaktaki noktalarla kombine ederek kullanabiliriz. Bu karara varmamızdaki en önemli faktör hastanın vermiş olduğu cevaptır. Birinci basamaktan çok iyi bir sonuç alındıysa onunla tedaviye devam edilir. Eğer değilse ikinci reçete verilir.
İkinci Vaka
Altmış yaşında, bir erkek hasta. Hastanın yıllardır devam eden vücudun çeşitli yerlerinde (sırtta Du meridyeni boyunca, karın bölgesinde, genital bölgede, karının yan taraflarında) gözüken kaşıntı şikâyeti var. Cilt üzerinde herhangi bir lezyon yok. Kronik olarak bu şikâyetleri olan hastanın son bir haftadır şikâyetlerinde artma olmuş, sürekli olarak bahsedilen bölgelerde daha şiddetli kaşıma ihtiyacı duyuyor, kaşınma kontrol edilemeyecek boyutlara ulaşmış. Kaşındığında cilt kızarıyor. Ancak bu kızarıklık bir plağa dönüşmüyor, görünür, kalıcı lezyon oluşturmuyor, kaşınma ile beraber bir sıcaklık hissi oluşturuyor. Hastanın diyabeti yok. Kan şekilli elemanları bakımından yapılan hematolojik tetkiklerde anormallik yok. Hastanın Karaciğer testlerinde GGT yüksekliği var. Zaman zaman ALT yüksekliği olmakla beraber bu sıralarda ALT normal aralıktaymış. Zaman zaman yükselebilen hipertansiyonu var.
Teşhis ve tedavi
Hastanın temel şikâyeti kaşıntı. Kaşıntı bir cilt rahatsızlığı. Cilt iki organla ilişkili birisi akciğerler diğeri ise kalın bağırsaklar. Kalın bağırsaklar ve akciğer birbirleriyle içten ve dıştan ilişkililer. Eğer yiyeceklerle bir allerjen alınmışsa bu alerjen akciğerleri ve cildi etkiliyor.
Solunum yolu ile alerjen alınmışsa bu da kalınbağırsakları ve cildi etkiler. Bu vakada Taiyin sendromuna göre Akciğer- Kalın bağırsak-Mide –Dalak dörtlüsünü tedavide kullanacağız. Burada temel etken kanda biriken sıcak olabilir. Bu sıcak kandan sızarak cilt altında birikir. Ciltte porlar yeteri kadar açık olmadığından sıcak ciltten dışarıya sızamaz. Belkide kaşımakla kişi porları açıp ısıyı uzaklaştırmaya çalışmaktadır (Gerçi bazıları kaşınmaya düşük düzeyde hissedilen ağrı duyusu olarak kabul ederler). Tedaviye üç türlü yaklaşılabilir: Birincisi kanalların ateş noktalarını seçerek ısının uzaklaştırılması, ikincisi, toprak noktalarının seçilerek ateşin toprağa çekilmesi, üçüncüsü ise su noktalarının seçilerek ateşin(ısının) söndürülmesi, soğutulması. Bu üç grup noktada beraberce kullanılabilir. Biz burada ateş ve toprak noktalarını kullanmayı uygun bulduk. Bu durumda iki Yin organın ateş noktalarını ve diğer iki Yang organın toprak noktalarını kullanarak kandan ve ciltten ateşi uzaklaştırılarak kaşıntıyı kontol etmeye çalıştık. Kanalların ateş noktaları Yin organlarda kanalların el ve ayaklardaki uçlarından sayılırsa ikinci noktalardır. Yang organlarının toprak noktaları ise diz ve dirsek noktalarıdır. Bu noktalar Lu-10, Sp-2, LI-11, St-36 noktaları alınır.
Hastanın cevabı: Hasta sırt üstü yatar pozisyonda tedaviye alındı. İğneleri yaptıktan hemen sonra Lu-10 ve Sp-2’deki iğneler kanal akışlarını tersine çevrilerek sedasyon yapılarak ateş uzaklaştırılmaya çalışıldı. Böylece hem kanlardan hem de kandan ateş uzaklaştırılmaya çalışıldı. LI-11 ve St-36 noktaları ise saat istikametinde, kanal akış yönünde çevrilerek güçledirilip ateşi üzerlerine çekmeye zorlandılar. Hasta bütün noktalardan sıcak çıkışı oluyormuş gibi bir histen bahsetti. İğneler yarım saat kaldıktan sonra çıkarıldı. Hasta kaşınma atağının geçtiğini ve çok rahatladığını söyledi.
İkinci tedavi
Hastalık akut devresinde olduğundan ertesi gün ikinci seans tedavi yapıldı. Bu sefer aynı noktalara ek olarak GB-31 ve Liv-2 ilave edildi. Liv-2 karaciğer ateşini GB-31 ise safra kesesinden rüzgârı uzaklaştıran noktalardır. Gezici cilt rahatsızlıklarında rüzgâr patojeninin de devreye girdiği düşünülerek GB-31 tedavide kullanılır. GGT’nin yüksek olması, karın yan duvarlarını kaşınması işin içersine safrakesesi-karaciğer noktalarının da ilavesini düşündürdü. Ek olarak Dalak meridyeninden kan ateşi için özel olan Sp-10’da ilave edildi. İğneler 25 dakika bekletilip çıkarıldı. Bu tedaviden hemen sonra hasta oldukça rahatladı.
Üçüncü tedavi
Hastanın üçüncü gelişinde (bir gün sonra) şikâyetleri daha az olmakla beraber sürüyordu. Hastaya bu sefer su noktaları uygulandı. Böylece Taiyin sendromunda yer alan organ kanallarından su noktaları seçildi. Bu noktalar dalak için Sp-9, mide için St-44, Akciğerler için Lu-5, kalın bağırsaklar için LI-2 noktaları olarak alındı. Tedaviden hemen sonra hastada daha kolay nefes alma ve kaşınmalarda azalma izlendi. Hasta bu arada yeşil veya kırmızı acı biber yediğinde kaşınmanın aktiflendiğinin farkına vardığını bildirdi. Acı biber ateş tipi bir yiyecektir. Hastanın bağırsaklarında biber etken maddelerinin atılabileceği bir süre olarak bir hafta sonra tekrar izlenmek üzere tedaviye ara verildi.
2-JÜEYİN TİPİ TEDAVİ
Jüeyin kanalı elde bulunan iki Yin kanalı arasında bulunur. Orta derece de güçlü bir Yin enerjisi taşır. Ayaktaki Jüeyin kanalı olan karaciğerde dalağa göre daha ortadadır. Jüeyin organları vücut üst tarafında bulunan perikart ve vücudun alt tarafında bulunan karaciğerdir.
Bu tedavide karaciğer, safra kesesi, perikart ve Sanjiao meridyenlerine ait dörtlü organ noktaları uygulanır. Bu metotta da tutulacak yol temel şikâyeti belirlemektir. Temel şikâyetler arasında eğer bu dört organla ilgili şikâyetler ön planda ise tedavi bu dört organ üzerinden yapılır. Kişinin Jüeyin tipi rahatsızlıkları var demektir.
Vücudun yan tarafını tutan şikâyetler bu Jüeyin tipi şikâyetlerin temel özelliğidir.
Karaciğer ile ilgili şikâyetler;
Kızgınlık, İrritabilite, aşırı bencillik, hep hükmetme isteği, gönüllü liderlik, tenkitten hoşlanmama, öfkelenme, bağırma, kol ve bacakların yan taraflarında ağrı, tendonlarda hassasiyet, tırnak değişikliği, uyuşukluk, başın yan tarafını tutan ağrılar(Migren tipi ağrılar),gezen ağrılar, tepede aniden çıkan ağrı, uyku düzensizlikleri, tiroid ile ilgili rahatsızlıklar, siroz, hepatitler, karaciğer testlerinin bozulmuş olması, adet düzensizlikleri, mental rahatsızlıklar, görme bozuklukları, hipertansiyon. Ağızda acı tat, abdominal gerginlik, hipokondriak ağrılar, hiperaktivite
Safra kesesi ile ilgili şikâyetler;
Karar vermede zorluk veya kararlarını sürekli değiştirmek, vücudun yan tarafını tutan ağrılar, uyuşukluklar, safra kesesinde taş, polip veya kum, migren tipi ağrılar, aşırı cesaretlilik, sarı yüz, hipokondriak ağrılar, şakakları tutan baş ağrısı, sağ dizde ağrı, güçsüzlük, gündüz vakti uyuklama, karında gerginlik, çene eklemi ağrıları, yüz felci,
kesesinde ve karaciğer safra kanaliküllerinde safra birikimi, staz oluşur. Stagnasyon bulantı, kusma, hipokonrdriumda gerginlik olur.
Tedavide, rüzgârı uzaklaştırmak, nemi dönüştürmek, sıcak ve soğuğu gidermek amaçlanır.
Jüeyin organları baz alınarak şikâyetlerden birisini ele alalım. Şikâyet başın yan tarafını tutan baş ağrısı olsun. Bu şikâyet karaciğer veya safra kesesi ile ilgili olarak seçilmiş olsun. Burada mühim olan elemntini seçimidir. Element ağaç elementi olduğundan iki organdan hangisini seçersek seçelim organlar değişmez. Ancak biz Yin organlardan sırayı başlattığomız için safra kesesi yerine karaciğerden başlamayı tercih edeceğiz.
İlk basamak tedavi.
Ana sorumlu organı seçtikten sonra ilgili organların Yuan noktalarının seçilecektir. Ana sorumlu organ olarak karaciğer seçilecektir. Diğer ilgili organları sıraldığımızda, safra kesesi, perikard ve Sanjiao sırası ortaya çıkar. Bu durumda alınacak ilk nokta karaciğerin Yuan noktası olan Liv-3’tür. Karaciğerin eşlenik Yang organı Safra kesesidir. Seçilecek olan ikinci nokta safra kesesinin dördüncü noktası olan Yuan noktası, yani GB-40 noktasıdır.
Üçüncü nokta Perikard merdiyeninden seçilir. Perikard meridyeninin Yuan noktası el parmağından yukarıya doğru saydığımızda üçüncü nokta olan P-7’dir.
Dördüncü nokta Sanjiao meridyeninin dördüncü noktası olan Yuan noktası olan Sj-4’tür. Bu dört noktayı sıralayacak olursak: Liv-3, GB-40, P-7 ve Sj-4. Noktaların ait oldukları elementlere göre sayacak olursak Liv-3, toprak, GB-40, ateş, P-7 toprak ve Sj-4 ateş elementine aittirler.
Tedavinin ikinci basamağı
İkinci basamakta Jüeyin ve Shaoyang organlarının sedasyon veya tonifikasyon noktalarının seçilmesidir. Karaciğer meridyeni ağaç elementine ait meridyendir. Bu meridyenin Su noktası tonifikasyon Ateş noktası ise sedasyon noktasıdır. Karaciğerin Su noktası Liv-8’dir. Liv-8 ile tonifikasyon yapılır. Eğer hastanın yüzünde kızarıklık, gözlerde kırmızılık, aşırı sinirlilik hali varsa o zaman ateşi uzaklaştırarak sedasyon yapmak için Liv-8 yerine Liv-2 seçilir.
Safra kesesinin tonifikasyon noktası GB-43 Sedasyon noktası ise oğul noktası olan ateş, yani GB-43’tür. Hasta fazlalığa bağlı migren atağı ile gelmişse GB-40 uygulanır, eksikliğe bağlı migren atağı ile gelmişse GB-43 uygulanır.
Perikart meridyeninin tonifikasyon noktası P-9 sedasyon noktası ise P-7’dir. Çarpıntıda sakinleşme sağlamak için P-7 tercih edilebilir.
Sanjiao meridyeni, Shaoyang tipi teorik organlı bir meridyendir. Meridyenin gerçek bir organı yoktur. Ancak bize Sanjiao merideyninin organı olarak tiroit bezi gözükmektedir. Tonifikasyon noktası Sj-3, sedasyon noktası ise Sj-10’dur. Daha çok başın yanın tutan ağrılarda tonifikasyon uygulanır, bunun için Sj-3 noktası seçilir. Sj-3 ve GB-43 Migren baş ağrıların da oldukça etkin bir reçetedir. Yarım baş ağrısı şeklinde ise ağrı o zaman zıt taraftaki ayaktan noktalar seçilir.
Bir vaka.
35 yıldır baş ağrısı çeken 55 yaşında bir doktor hanım. Baş ağrısı migren olarak tanımlanmış. Ağrı başın sağ yarım tarafını tutuyor. Ağrı gelince hasta işe gidemiyor, 1-2 gün yatarak geçiriyor. Ayda 2-3 kez geliyor, Yaklaşık her ay 6 gün işe gidemiyor. Hasta migren için çeşitli ilaçlar kullanmış, ancak hiçbirinden fayda görmemiş. Nöralterapi uygulatmış, ondan da bir fayda görmemiş. Hasta zaman zaman anti depressanlar kullanmış. Ancak bu ilaçları aldığında anksiyeteye giriyormuş. İlaçlar aşırı sıkıntı oluşturuyormuş. O yüzden bu ilaçları düzenli kullanamamış.
Tedavi.
Hastanın en önemli şikâyeti, başın sağ tarafını tutan ağrı. Bu şikâyetle ilgili organ esas olarak safra kesesi. Safra kesesi karaciğerin eşlenik organı. Bu yüzden ikisinin Yuan noktaları sırasıyla Liv-3 ve GB-40. Bu organları eşlenik yerlerinde yer alan organlar perikart ve Sanjiao. Onların Yuan noktaları P-7 ve Sj-4. Yani hastanın kullanacağı nokta reçetesi P-7, Sj-4, Liv-3 ve GB- 40.
Hasta geldiğinde başın sağ tarafını tutan ağrısı vardı. Bu tip ağrılarda bazı özel noktalar vardır ki oldukça etkindirler. Bu noktalar seçilen dört meridyene ait noktalardır çoğu kez. Burada bir değişik yol izlenerek palpasyonla kanalların hassas noktaları belirlenir. Bu noktalar belirlendikten sonra iğneler uygulandıktan hemen sonra ağrının geçip geçmediği sorulur. Aynı meridyenden palpasyonla hassas nokta araştırılması yapıldığında ağrılı noktalar ön plana çekildi. Hassas olduğundan dolayı P-7 yerine H-7 seçildi. Özellikle sol liv-3 palpasyonla ağrılıydı. Sadece sol Liv-3 reçeteye alındı. GB- 40 basmakla hassas değildi ama sol GB-41 oldukça hassastı. Reçeteye sol GB-41 alındı. Sağ tarafta lokal noktalara bakıldığında GB-2’nin oldukça ağrılı olduğu tesbit edildi. GB-4, GB-15, 16’da hassas olarak bulunduğundan reçeteye ilave edildiler. Sj-4 yerine
dizlerde soğukluk, sırtta soğukluk hissi, alt ektremitelerde zayıflık, soğuğu sevmeme, parlak beyaz görünüm, impotens, prematüre ejakülasyon, bol, berrak idrar, bacaklarda ödem,kadınlarda infertilite,iştahsızlık, gevşek gaita,sık berrak idrar çıkarmak, idrar yaptıktan sonra damlama, idrar inkontinansı, enuresiz nokturna, gece idrara kalkma, rüyasız nokturnal emisyon, uterus prolapsusu, kronik vajinal akıntı, ekzersizde nefes yetmezliği, çabuk çabuk zayıf nefes alma, öksürük, astım, terleme, soğuk ektremiteler, terlemeden sonra soğuk ektremiteler, yüzde şişme, karında şişkinlik ve dolgunluk, malar flush,öğleden sonra ateşi, mental huzursuzluk, idrarda kan, gözlerde kuruluk, oksipital veya vertikal baş ağrısı, amenorhea,
İnce Bağırsaklarla ilgili şikâyetler:
Mental rahatsızlıklar, doğru karar vermeme, hazımsızlık, kirli ve temiz Çiy’i ayıramama, omuz ağrıları, konuşamama, kekeleme, idrar yaparken yanma, karın guruldaması, dirsek ve dirsek altında ağrı, diş ağrıları, ellerde titremeler, görme bozuklukları, ağız kuruluğu, kulak çınlaması, boyun tutulmaları ve boyun ağrısı,
İdrar kesesi ile ilgili şikâyetler:
Sık idrara çıkma, gece idrara kalkma, sebepsiz korkular, kabızlık, anüste yanma hissi, boğaz ağrısı, kronik ishal, ayaklarda şişlik, dişlerin sallanması, alt bel ağrısı, kalçalarda ağrı, göz hastalıkları, arkadan gelen baş ağrıları, dizin arkasındaki ağrılar, işitmede ağırlık, siyatik ağrılar, sinüzit, kıllarda dökülme, Sara hastalığı, burun kanaması, sinüzit.
Shaoyin metodu için bir örnek
68 yaşında paroxismal atriyal fibrilasyon tanısı almış olan erkek hasta 13 senedir ilaçlarla tedavi ediliyor. Ancak taşikardisi kontrol altına alınamıyor. Hasta bize geldiğinde isoptin 120mg, 2×1 ve beloc 50 mg ,1×1 alıyordu. Hasta zaman zaman şiddetli, çarpıntı ile acile gidiyor ve bu durumdan epeyce korkuyor. Çünkü şiddetli taşikardi olunca şok yapılarak fibrilasyondan döndürülüyor. Hasta esas olarak taşikardiden kurtulmak ve ikincil olarak ta ilaçları azaltmak veya bırakmak istiyor.
Hasta çocukluğundan beri çok üşüyormuş (böbrekler ile ilgili olabilir). Sağ tarafta kasık fıtığı var. Sol kulağı az duyuyor. (sağ böbrekte problem olabilir.)
Tedavi.
Hastanın en önemli şikâyeti çarpıntı. Çarpıntı birinci derecede kalp ile ilgilidir. Dörtlü sisteme göre kalp eşlenik Yang organı ince bağırsaklar. Shaoyin organı böbrekler ve onun Yang organı mesane dir. Yuan noktalarını sıralayacak olursak, H-7, SI-4, Kid-3, UB-64.Hasta iki günde bir gelmek kaydıyla tedaviye alındı Tedavi esnasında Sanjiao meridyeninden Sj-5, karaciğerden, Liv-2 özellikle çarpıntıya yönelik etkisi dolaysıyla p-6 kullanıldı. Haftada üç kez olmak üzere 10 tedavi yapıldı. Sonra 15 gün aralıklarla üç kez geldi. Ayda bir gelmek üzere bir seneye yakın tedavi gördü. Bu bir sene boyunca şiddetli çarpıntısı olmadı. Acil müdahele yaptırmak üzere acile gitmedi. Fibrilasyon dolaysıyla elektrik şoku uygulanmadı. Tedavinin üçüncü ayında İsoptin kesildi. Beloc 25 mg ‘a düşürüldü.
Altılı Metotlar
Altılı metotta her dörtlü organa bir çift organ daha ilave edilerek elde edilen sistemdir. Daha geniş bir
Etki alanı oluşturur. Sistem için üç farklı yapı oluşur.
Birinci altılı metot.
Bu metotlarda dörtlü organ gruplarına enerji akışı yönünden bitişik olan iki organ daha ilave edilir. Taiyin metodunun devam edeceği organ Yin olarak kalp organıdır. Kalp gelirken kendi eşleniği olan ince bağırsakları da getirir. Taiyin organlarının Yang eşleniği olan organlarla beraber altı organ oluşur.
Yani, Taiyin –Yangming sistemi içersine bağırsaklar ve kalp kanalları ilave edilir. Akciğer- Kalın bağırsak-Dalak-Mide-İncebağırsaklar- Kalp. Böylece altı organlı yeni bir sistem oluşur. Sistemin Yuan noktaları aşağıdaki gibi sıralanabilir. Noktalar: Lu-9, LI-4, Sp-3, St-42, SI-4, H7. Altı organın altı Yuan noktası alınarak reçete hazırlanır.
El ve ayaktaki noktalara olarak sıralarsak, el noktaları, Lu-9, H-7, LI-4, SI-4, ayak noktaları St- 42, Sp-3 noktaların daha çok elde olduklarını görürüz. Noktaların üçü Lu-9, H-7, Sp-3 toprak elementine, diğer üç nokta ise St-42, LI-4, SI-4 ise ateş elementine aittirler. Sıcak veya soğuğun etkisi ile kanallarda bir nem birikimi yani balgam oluşumu söz konusu olabilir. Bu noktalrın uygun kullanımı ile nemin düzgün dolaşımı sağlanabilir.
Bu meridyenlerin bazılarının bazı noktaları çok kullanılırlar, bilinirler. Bunları Yuan’larla beraber kullanıldığında oldukça etkin bir reçete oluşur. Çok bilinen noktalar, SI-3, Sp-6, St-36,
St-44. Toplam olarak ortaya on noktalı bir reçete çıkmış olur. Bu noktaların palpasyonla hassas olanları seçilir.
İkinci Altılı Metot.
İkinci altılı metotta Shaoyin sistemine (Sahoyin +Yangming) Çiy akışı yönünde hemen önündeki iki organ ilave edilir. Bu iki organdan Yin olanı perikard ve Yang olanı Sanjiao’dur. Bu organları sıralayacak olursak; Kalp-İnce bağırsaklar- Böbrekler- Mesane- Perikart- Sanjiao’dur. Bu organların Yuan noktaları ise H-7, SI-4, UB-62, Kid-3, Sj-3(Yuan yerine), P- 7’ dir.
Bu meridyenlerin etkili olduğu bilinen noktalarla zenginleştirecek olursak; Sj-5, Kid-6 veya Kid-7, P-6, SI-3 noktaları da lüzumuna göre ilave edilirler. Bu altılı sistemdeki organlar ateş ve su fazına ait organlardır. Kalp, Perikart, Sanjiao ateş; böbrek ve mesane su fazına aittirler. Ateş ve su fazı öz
(Bu içerik Değişik Platformlar taranarak alıntılanmıştır)