enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
46,1003
EURO
53,2070
ALTIN
6.417,57
BIST
13.860,59
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
26°C
İstanbul
26°C
Açık
Salı Çok Bulutlu
25°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
26°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
27°C
Cuma Açık
27°C

Aileler, Öğretmenler ve Dil ve Konuşma Terapistlerinin Çocuklardaki Dil ve Konuşma Bozukluklarına Yönelik Tutumları

Çocuklardaki iletişim sorunları aile bildirimleri, öğretmen raporları ve dil ve konuşma terapistleri (DKT) tarafından yapılan değerlendirmeler …

Aileler, Öğretmenler ve Dil ve Konuşma Terapistlerinin Çocuklardaki Dil ve Konuşma Bozukluklarına Yönelik Tutumları
07.04.2022
48
A+
A-

Çocuklardaki iletişim sorunları aile bildirimleri, öğretmen raporları ve dil ve konuşma terapistleri (DKT) tarafından yapılan değerlendirmeler ile saptanmaktadır. Dil ve konuşma bozukluklarının önlenmesi ve terapisinde işbirliği içinde bulunmaları gereken bu üçlü grubun konuya ilişkin görüş ve tutumları alanyazında önemli bulunmaktadır.

Örneğin, dil ve konuşma terapistleri (DKT) anne babalarla sınırları belli bir işbirliğinden daha katılımcı bir işbirliğine geçiş yapmışlardır. Küçük çocuklara uygulanan müdahale yaklaşımlarında tercih edilen geleneksel ‘terapist merkezli modelde uzman kendini odağa alıp hizmet alanlara daha yönlendirici ve kontrollü bir hizmet planlaması uygularken, son zamanlarda benimsenen ‘aile merkezli model’de müdahalenin felsefesi çocuğun ailesi ve terapisti arasında olumlu bir ilişki biçimlendirmek şeklinde olmuştur.

Terapistler anne babaları terapiye katmakla kalmayıp onlara karar mekanizmasında rol alma olanağı da tanımaktadırlar.

Alanyazında, ailelerin, çocuklarının sağlığını ve gelişimini izleme sürecine katılımı giderek daha çok önerilmekte ve sorunların erken tanılanması ve kendi rollerinin belirlenmesi konusunda görüşlerinin alınmasının gerekliliği vurgulanmaktadır.

Dil ve konuşma sorunlu çocuklara yönelik değerlendirme ve terapi hizmetlerinde kullanılan ölçümlerin yerini giderek aileden alınan bilgilere bıraktığı da görülmektedir. Terapi sürecinde aileye tanınan sorumluluk artışına karşın, ailelerin bu sürece katılımlarıyla ilgili görüşlerini belirlemeye yönelik araştırmalarda çok sayıda ailenin tarama, değerlendirme ve terapiye katılım için yüksek motivasyona sahip olduğu ama pek çoğunun da bu rolü yerine getiremedikleri belirtilmiştir. Katılımda sınırlı kalsalar bile, ailelerin çocuklarının dil ve konuşma terapilerine katılması ve terapilerin kalitesi hakkındaki yorumları oldukça olumludur; ek olarak, her ailenin çocuğu için daha fazla terapi seansı istediği belirtilmektedir. Sınıf öğretmenlerine de dil ve konuşma bozukluklarına müdahale programlarında konuşma terapistlerine eşlik etme rolünün önerilmesi son yıllarda önem kazanan bir konu olmuştur. Çalışmalar, öğretmenlerin dil ve konuşma bozukluğu olan çocukları konunun uzmanı ile birlikte tanılaması ve terapi önermesinin önemini vurgular niteliktedir. Özellikle kaynaştırma sınıflarında, çoğu dil ve konuşma terapistinin, geleneksel biçimde, çocukla sınıf dışında yalnız çalışmasının öğretmenlerin sürece katılmada ve çocukların iletişim sorunları ile ilgili gereksinimlerini karşılamada çok az sorumluluk almalarına yol açtığını belirtmektedir. Öğretmenler öğrencilerin okuldaki akademik, sosyal ve davranışsal durumlarına göre terapiye alınmaları konusunda birincil olarak danışılan kişilerdir; bu da öğretmenin çocuğun sorununa ne derece olumlu bakış açısı geliştirdiğine bağlıdır. Çocuğun durumu hakkında yapılabilecek yanlış tanılamalara yol açan engellerden en önemlisi öğretmenler ve dil ve konuşma terapistleri arasındaki olası tutum farklılıklarıdır. Dil çocukların eğitim yılları boyunca okuryazarlığın gelişiminde çok temeldir. Tüm çocuklar için, özellikle sözlü dil, iletişimsel, akademik, sosyal ve duygusal gelişimleri için zorunlu olup, okuma ve yazma becerilerinin gelişimini destekler. Okul öncesinde dil ve konuşma yetilerinde bir bozukluk/yetersizlik yaşayan ve/veya değişen nedenlerle daha önceden sorunları tanılamadan okula başlamış çocukların okuma ve yazmada zorluk yaşayabilme riski bulunmaktadır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.