enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,7362
EURO
53,0373
ALTIN
6.630,84
BIST
13.808,20
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
20°C
İstanbul
20°C
Hafif Yağmurlu
Pazartesi Parçalı Bulutlu
24°C
Salı Az Bulutlu
24°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
26°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
22°C

Kıskançlığın Kökenleri

‘’Keder gibi kıskançlıkta normal diye tarif edilebilecek duygusal durumlardan biridir. Herhangi biri kıskançlıktan tamamen yoksun görünüyorsa, bu …

Kıskançlığın Kökenleri
09.04.2022
59
A+
A-

‘’Keder gibi kıskançlıkta normal diye tarif edilebilecek duygusal durumlardan biridir. Herhangi biri kıskançlıktan tamamen yoksun görünüyorsa, bu duygunun bastırıldığı dolayısıyla bilinç dışı zihinsel hayatında daha büyük bir rol oynuyor olmalıdır”.

Gessellin kıskançlık üzerine 1906’da yazdığı ve hala etkisini sürdüren makalesinde kıskançlığı şu tarif etmiştir: Kıskançlığı hayvanlardaki mülkiyet duygusuna götürerek başlar ve Darwinle birlikte cinsel rekabetteki kıskançlığın erkeklerle sınırlı olduğunu vurgular. Gessell’e göre bu içgüdü kıskançlığın temelini oluşturuyor. Bu kanaatte verdikleri gerekçeler farklı olsa bile sosyolog ve sosyal antropologlarda da kıskançlığın bir erkek tutkusu olduğuna inanma eğilimine zaman zaman girebilmektedirler. Bunun temelinde ataerkil toplumda kadının erkeğin mülkü olarak görülmesi, erkeklerin kıskançlık konusunda daha saldırgan eğilimde olmalarını sağlamaktadır. 

Pekiyi ataerkil toplum öncesi, anaerkil toplumlarda kıskançlık yok muydu sorusu doğuyor bu durumda. Tanrıçaların sevgililerini kıskandıklarında nasıl bir gazap verdikleri pek çok mitolojinin konusudur. Kadınlar da erkekler kadar kıskanç olabilirler. Burada kıskançlık duygusunun yaşanılış biçimi farklıdır. Bu da kültüre, sosyo-ekonomik duruma, hormonlara ve diğer bireysel farklılıklara göre değişir. 

Tekrar başa dönecek olursak kıskaçlığın temelinde kesinlikle mülkiyet kavramının varlığından söz edebiliriz. Bu mülkiyet kavramı toplumdan topluma, erkek ve kadın arasında farklılaşabilmektedir. Fakat her iki cins için de var olan bir kavramdır. 

Diğer bir sebep ise hem psikologların, hem psikiyatristlerin önemle üzerinde durdukları sevilen nesnenin kaybı yada kaybetmeye dair duyduğumuz korkulardır. Son olarak kıskançlığın temelinde ne vardır sorusuna bir de güvenlik duygusu üzerinden bakmalıyız. İlkel atalarımız doğada tek başlarına savunmasızken, bir aradayken hayatta kalabilme becerileri çok daha yüksekti. Bir insanın doğumundan ölümüne kadar taşıdığı temel dürtülerden biri olan güvenlik duygusu ilkel atalarımız için eş kaybı yada aile kaybı gibi durumlar da çok ciddi yaşamsal bir tehdite dönüşebilmektedir. Bunun günümüze nasıl yansımış olduğuna bakacak olursak partneri olan insanların genel olarak olmayanlara oranla daha fazla güvende hissedebildiğini söyleyebiliriz. Tabi bir rakip çıkana kadar, yada eşini elinden kaçırana kadar. Bu durum hem erkeğin, hem kadının özgüvenini zedelediği kadar yalnız kalmış olma durumu güvenlik duygularını son derece zedelemektedir.         

 

.

 

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.