Lüks modaevleri, niş sneaker markaları, Y2K ikonları ve kült sokak giyim markaları… Son dönemin en çok konuşulan moda işbirliklerinin ortak noktası artık “uyumlu” görünmeleri değil. Tam tersi, ne kadar beklenmedik oldukları.

Bir dönem moda dünyasında iyi bir işbirliği yaratmanın formülü oldukça basitti: iki büyük marka, iki güçlü logo ve sınırlı sayıda üretilen birkaç parça. Ama artık işler değişti. Çünkü moda dünyası “beklenen” işbirliklerinden sıkılmış durumda. Son günlerde çok konuşulan işbirliklerine baktığımızda ise ortak bir ruh hali hemen ortaya çıkıyor: Ne kadar ters köşe, o kadar iyi. Bugünün moda tüketicisi artık sadece lüks görmek istemiyor. Aynı zamanda internet kültürünü anlayan, niş referanslara sahip, biraz ironik ve mümkünse ilk bakışta “Bunlar nasıl bir araya geldi?” dedirten birlikteliklerin peşinde. Loewe’nin performans sneaker dünyasıyla flört etmesi, Juicy Couture’ün sörf kültürüyle buluşması ya da jelly ayakkabıların İskandinav cool girl estetiğiyle yeniden yorumlanması tam olarak bu yeni dönemin sonucu. Çünkü artık mesele yalnızca moda değil. Mesele, kültürel olarak beklenmedik iki dünyanın aynı moodboard’da buluşabilmesi.
JW Anderson x Diadora , Loewe x On
1 Retro Spor Dünyası Yeniden Moda Sahnesinde
Sezonun en dikkat çekici işbirliklerinden biri JW Anderson x Diadora oldu. Retro koşu ayakkabısı estetiğini uzun süredir kendi moda diline taşıyan Jonathan Anderson, bu kez Diadora’nın arşivinden çıkan sneaker silüetlerini neredeyse bir moda objesine dönüştürüyor. Bir dönem sadece performans odaklı görülen vintage spor ayakkabılar artık sokak stilinin en güçlü parçalarından biri haline gelmiş durumda. Benzer bir yaklaşımı Loewe x On işbirliğinde de görüyoruz. Birkaç sezon öncesine kadar teknik koşu ayakkabılarıyla lüks moda dünyasının aynı cümlede geçmesi bile zor görünürdü. Şimdi ise performans sneaker’ları, “quiet luxury”/sessiz lüks gardıroplarının vazgeçilmez parçalarından biri. Özellikle “giyinmiş gibi görünmeden iyi görünme” fikrinin yükselişiyle birlikte teknik spor estetiği moda dünyasında daha da güçlü bir yer kazanıyor.
Melissa x Ganni
2 Jelly Ayakkabılar Geri Döndü
Melissa x Ganni işbirliği ise nostaljinin nasıl yeniden paketlendiğinin en iyi örneklerinden biri. Bir dönemin tartışmalı jelly ayakkabıları artık çocukluk anısı olmaktan çıkıp Copenhagen cool girl estetiğinin bir parçasına dönüşüyor. Ganni’nin eğlenceli ama stil sahibi yaklaşımı, Melissa’nın plastik ayakkabı mirasıyla birleşince ortaya hem ironik hem de şaşırtıcı derecede moda görünen bir sonuç çıkıyor. Aslında bu dönüşüm son birkaç sezondur moda dünyasında net şekilde hissediliyor. Uzun süre “fazla kitsch” bulunan parçalar artık tam da o yüzden yeniden çekici hale geliyor. Çünkü internet estetiği artık kusursuzluğu değil, karakteri ödüllendiriyor.
Juicy Couture x Roxy
3 Y2K Hâlâ Bitmedi
Juicy Couture x Roxy işbirliği de 2000’ler nostaljisinin hâlâ neden bu kadar güçlü olduğunu kanıtlıyor. Kadife eşofmanlar, düşük bel silüetler, plaj kültürü ve “California kızı” estetiği… Bir dönem fazla maksimalist bulunan tüm o detaylar şimdi yeniden moda radarında. Ama bu geri dönüş birebir bir nostalji değil. Daha çok, Y2K döneminin bugünün internet kültürüyle yeniden filtrelenmiş hali. O yüzden yeni nesil işbirlikleri geçmişi kopyalamaktan çok onu yeniden yorumlamayı tercih ediyor.
Coach x Brain Dead, Salomon x Ray Beams
4 Moda Dünyası Artık Niş Olanın Peşinde
Coach x Brain Dead ve Salomon x Ray Beams gibi işbirliklerinin yükselişi de bunun bir başka göstergesi. Artık büyük markalar sadece “lüks” görünmek istemiyor. Aynı zamanda underground kültürlere, niş topluluklara ve internet alt estetiklerine de dokunmak istiyorlar. Özellikle moda dünyasının uzun süredir yükselen “gorpcore”, teknik outdoor giyim ve koleksiyon sneaker kültürüyle ilişkisi düşünüldüğünde, Salomon gibi performans odaklı markaların bugün moda haftalarında görülmesi artık şaşırtıcı değil. İlginç olan şey ise bu teknik dünyanın artık pastel renkler, kawaii referanslar ya da hiper feminen detaylarla birleşmeye başlaması. Çünkü yeni dönemin moda işbirlikleri uyumlu görünmeye çalışmıyor. Tam tersine biraz garip, biraz beklenmedik ve biraz da internet kadar kaotik görünmek istiyorlar.