enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
44,7648
EURO
52,9255
ALTIN
6.947,90
BIST
14.252,38
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
15°C
İstanbul
15°C
Az Bulutlu
Cuma Çok Bulutlu
14°C
Cumartesi Az Bulutlu
16°C
Pazar Çok Bulutlu
17°C
Pazartesi Az Bulutlu
18°C

Suçlu Psikolojisi

Son yıllarda taciz ve tecavüz olaylarını o kadar sık duyar olduk ki neredeyse artık bizler için sıradan bir yaşam olayıymış gibi hissedilmeye …

Suçlu Psikolojisi
31.03.2022
49
A+
A-

Son yıllarda taciz ve tecavüz olaylarını o kadar sık duyar olduk ki neredeyse artık bizler için sıradan bir yaşam olayıymış gibi hissedilmeye başlandı. Özellikle çocuklar için duyduğumuz bu haberler her ne kadar bir grup insan tarafından büyük tepki ile karşılansa da toplumun önemli bir kesimi tarafından tepkisiz karşılandı. Bunca zamandır bu acı olaylara maruz kalan mağdur kişilerin psikolojileri ile ilgili bir çok yazı yazıldı, bir çok tartışma yapıldı fakat bu durumun çözüme kavuşabilmesi adına en az mağdurların psikolojisi kadar eylemi gerçekleştiren kişilerin psikolojisi de önem arz etmektedir. Çünkü ne kadar önlem alınırsa alınsın, ne kadar yüksek cezalar verilirse verilsin zeminde bunu gerçekleştiren bir insan psikolojisinin varlığı unutulmamalıdır. Ve bu psikoloji aydınlatılmadıkça, anlaşılmadıkça tam anlamıyla bir çözümden bahsedemeyeceğiz.

Şimdi sadece kısa bir süre düşünün nasıl bir insan psikolojisi başka bir insana zarar verecek düzeye gelebilir? Nasıl bir psikoloji başka bir insana, daha da vahimi bir çocuğa istismara varacak bir boyuta ulaşabilir?

Dünya üzerindeki hemen hemen tüm toplumlar erkek hakimiyeti üzerine kurulu bir düzende varlığını sürdürmektedir. Bu düzen erkeklere her ne kadar eşitlik kavramında söz etseler de bir üstünlük bahşetmektedir. Süregelen bu tablo sonucunda erkek cinsiyet, güç kavramını kontrolsüz bir şekilde kullanmaya başladığında ‘Hayır’ cevabını kabul etmeyecek bir duruma gelebilmektedir. Penis üzerine yüklenen efsanevi anlamlar erkeğin en büyük gücünün buradan geldiğine inanılmasına sebep olmaktadır. Bir  erkek en güçlü silahının hatta belki de tek silahının kendi penisi olduğunu düşündüğünde bunu kullanmaktan çekinmeyecektir. Şimdi bu psikolojinin kontrolsüz bir biçimde yer ettiğini düşünün. Bu durumda erkek; isteklerini gerçekleştirebilmek için, isyan etmek için, toplumla savaşmak için, kurallara tepki gösterebilmek için, intikam alabilmek için, nefretini kusmak için, libidosunu tatmin edebilmek için, güçlü olduğunu gösterebilmek için silahını kullanmaktan çekinmeyecektir. Bu isyan ve intikam dürtüsünün elbette çocuk olan bir mağdurla ilgisinin olması pek mümkün değildir. Bu dürtü çoğunlukla kendi ailesine, sosyal çevresine, yetiştirilme şekline, şefkat ve sevgi birikimine bağlı olarak gelişen bir durumdur. Kendisi sevgi, şefkat ve merhamet duygularından yoksun olarak büyüyen bir bireyin başka bireylere empati ile yaklaşabilmesi olası değildir. Sürekli şiddete maruz kalan bir bireyin kendi kendine sevgi kavramını geliştirmesini beklemek doğru olmayacaktır. Bu açıdan baktığımızda suçu işleyen kişileri suça eğilimini artıran unsurlardan bağımsız olarak değerlendiremeyiz. Eğer ki bu suç ile savaşacaksak suçu yaratan durumlar ile de savaşmalıyız. Sadece çocukları kendilerini koruyacak biçimde yetiştirmek yeterli olmayacaktır. Toplumu suça teşvik eden her türlü olumsuzlukla da mücadele etmeliyiz. Suçu işleyen suçlu kadar ona suç işleme hakkını veren

yetersiz ve eksik toplumsal gelişimde suçludur. Bir hastalığın meydana geldikten sonraki tedavisinden daha önemli bir buluş varsa o da hastalığın tamamen ortaya çıkmasını engelleyen bir buluştur.

Şimdiye kadar erkek suçlu psikolojisi üzerinden konuştuk fakat her ne kadar istismar suçlularının çoğunluğu erkek olsa da kadın cinsiyete sahip suçlularda vardır. Kadınlarda erkeklerde ki gibi bir penis gücü bulunmamasına rağmen yine de bu tür bir suç işleyebilmektedirler. Fakat kadın suçlu sayısı erkeklere nazaran oldukça az sayıdadır. Peki kadınlarda bu psikolojik sistem nasıl işlemektedir? Yine erkeklerinkine benzer bir sistem görmekteyiz. Mağdur rolünde olan bir kurban eline güç alabildiği bir vakit geldiğinde bu gücü kontrolsüz bir şekilde kullanırsa ortaya suç kavramı çıkacaktır. Örneğin; cinsel istismara maruz kalmış bir kadın, şiddet ortamında yetişmiş bir kadın, yaşamı boyunca söz sahibi olamamış bir kadın veya sürekli ezilmiş bir kadın fırsat bulduğunda gücünü istismardan yana kullanabilir. Kadınlar fırsat bulduğunda suç işleyebilirken erkeklere bu fırsat hayatları boyunca tanınmıştır.

Bir çocuk masum doğar fakat isteklerini gerçekleştirebilmek için masumluğunu bir kenara bırakmaya hemen hazırdır. Bir oyuncağı başka birinin elinden alabilmek için o kişiye rahatlıkla zarar verebilir ve bundan pişmanlık duymaz. O halde bizler büyürken bir yerlerde bize o merhamet ve pişmanlığın aşılanması gerekir. Aksi halde sonuçlarını düşünmediğimiz ve asla pişman olmayacağımız eylemlere kalkışabiliriz. Yani diyeceğim o dur ki bizler kötü varlıklar olarak doğarız, iyiliği öğreniriz ve iyilik görebilmek için iyi davranırız.

Bir suçlu kadar onu suça teşvik eden durumların iyi anlaşılması gerekir. Bu durumlar iyileştirildikçe her insan iyi olmaya hazırdır. Yapmamız gereken ise daha iyi bir toplum yaratmak için suçu işleyen kişilerle savaşmak yerine suçu ortaya çıkaran etkenler ile mücadele etmektir. Daha iyi bir toplum, daha iyi bir toplumsal psikoloji ile var olacaktır. Varoluşumuzun geleceği buna bağlıdır.

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.