enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,7362
EURO
53,0373
ALTIN
6.630,84
BIST
13.808,20
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Az Bulutlu
Pazar Hafif Yağmurlu
20°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
23°C
Salı Parçalı Bulutlu
24°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
25°C

Çağımızın Hastalığı: Bencillik Sahi, bize ne oldu?

Bir zamanlar “komşu” kelimesi güven demekti. Kapımız çalındığında tedirgin olmaz, soframızda bir tabak fazlasını düşünürdük. Şimdi ise kapılar kilitli, kalpler daha da kilitli. Aynı apartmanda yaşayıp birbirinin adını bilmeyen insanlar hâline geldik. Sahi, bize ne oldu?

Çağımızın Hastalığı: Bencillik Sahi, bize ne oldu?
15.01.2026
7
A+
A-

Bir zamanlar “komşu” kelimesi güven demekti. Kapımız çalındığında tedirgin olmaz, soframızda bir tabak fazlasını düşünürdük. Şimdi ise kapılar kilitli, kalpler daha da kilitli. Aynı apartmanda yaşayıp birbirinin adını bilmeyen insanlar hâline geldik. Sahi, bize ne oldu?
Çağımız hız çağı. Her şey çabuk, her şey tüketilebilir. Daha çok kazanmak, daha çok görünmek, daha çok beğenilmek… “Ben” kelimesi “biz”in önüne geçti. Empati yerini hesap yapmaya, dayanışma yerini rekabete bıraktı. Acı çeken birini gördüğümüzde durup sormuyoruz artık: “Nasılsın?” Onun yerine içimizden sessizce geçiriyoruz: “Bana dokunmasın da…”
Bencillik artık sadece bir karakter özelliği değil; adeta normalleştirilmiş bir yaşam biçimi. Sosyal medyada duyarlılık paylaşımları yaparken, gerçek hayatta bir selamı bile esirgeyebiliyoruz. Herkes haklarından bahsediyor ama sorumluluklardan söz eden giderek azalıyor. Oysa birlikte yaşamanın bedeli, birbirimize karşı duyarlı olmayı gerektirir.
Aile içinde bile bu bencillik kendini göstermeye başladı. Dinlenmeyen eşler, görülmeyen çocuklar, anlaşılmayan yaşlılar… Herkes anlatmak istiyor ama kimse dinlemek istemiyor. Sevgi bile koşullu hâle geldi: “Beni mutlu ettiğin sürece yanındayım.” Oysa sevgi, tam da zor zamanlarda omuz verebilmektir.
Belki de asıl sorun, birbirimize değil kendimize yabancılaşmamız. Yorulduk, kırıldık, güvensizleştik. Ve korunmak adına kalplerimizin etrafına duvarlar ördük. Ama unuttuğumuz bir şey var: Duvarlar bizi korurken aynı zamanda yalnızlaştırır.
Yeniden “biz” diyebilmek mümkün. Küçük bir selamla, samimi bir hâl hatırla, içten bir anlayışla… Bencillik öğrenilmiş bir davranışsa, merhamet de yeniden öğrenilebilir. Soru şu: Gerçekten istemiyor muyuz, yoksa artık çabalamaya cesaretimiz mi yok?
Sahi, bize ne oldu?
Belki de asıl soru şu olmalı: Bundan sonra nasıl olmak istiyoruz?

(Bu içerik Değişik Platformlar taranarak alıntılanmıştır)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.