Birçok ebeveyn için "sınır koymak" kelimesi; çatışma, gözyaşı ve otoriter bir baskı figürü olmayı çağrıştırıyor. Oysa sınır koymak, çocuğun özgürlüğünü kısıtlamak değil; ona güvenle yüzebileceği bir liman inşa etmektir.
DEHB tanısı için bu durumların çocukluktan beri var olması ve hayatınızın kalitesini (iş, ilişki, sağlık) belirgin şekilde olumsuz etkiliyor olması gerekir.
En can yakıcı duygulardan biri aldatılma şüphesi. Bu şüphe pek çok yıkıcı duyguyu da beraberinde getiriyor. Aldatıldığını düşünen bir kadın ne hissediyor? Ve eğer şüphe bir kez uyandıysa şimdi ne yapmamız gerek?
Bu çalışma, modern çağın getirdiği sosyo-kültürel değişimler ışığında romantik ilişkilerde en sık karşılaşılan 20 temel çatışma alanını incelemektedir.
Duygular size gerçekleri değil, sizin o anki algınızı söyler. Birinden korkuyor olmanız o kişinin mutlak surette tehlikeli olduğu anlamına gelmez, ancak sizin kendinizi güvende hissetmediğiniz bir gerçektir.
Eğer partnerinizin hayatınız üzerindeki etkisi size keyif vermek yerine sizi yormaya başladıysa, muhtemelen bir kontrolcü partner döngüsünün içindesiniz. Eğer siz de böyle bir döngüde olduğunuzdan şüpheleniyorsanız bu yazım size göre.
Günlük hayatta hepimiz zaman zaman evden çıkarken ocağı kontrol eder veya ellerimizin kirli olduğunu hissedebiliriz. Ancak bu düşünceler yaşam kalitenizi düşürüyor ve saatlerinizi çalıyorsa, altında yatan okb aranabilir.
Yas Süreci Nedir? Kayıpla Başa Çıkmanın 5 Evresi Yas, sevilen birinin kaybından sonra verilen en doğal, en insani ve en derin duygusal tepkidir. Her ne kadar acı verici olsa da, yas süreci bir hastalık değil,ruhun iyileşme mekanizmasıdır.
Annelik kadının tek kimliği değil, sadece bir parçasıdır. Toplumsal beklentilerle kendi öz benliğini rafa kaldırmak anneyi tüketir. Çocuklara kusursuz bir anne değil, mutlu bir rol model gerek.
“Seven aldatmaz” doğru mu? Araştırmalar, sevginin tek başına sadakati garanti etmediğini söylüyor. Aldatma; ilişki dinamikleri, psikoloji ve bağlanma tarzlarının karmaşık bir sonucu olabilir.
Utancın Yıkımı: Mahcubiyetin o nazik ve onarıcı "hata yaptım" hissinden kopup, insanı "ben kötüyüm" diyerek felç eden karanlık bir utanca dönüşmesini inceliyoruz. Utancın insanı nasıl yalnızlaştırdığını ve saklanmaya ittiğini görüyoruz
Danışmanlık sadece zor zamanlarda başvurulan bir destek değildir. İyi olduğumuz dönemlerde de kendimizi tanımak, güçlenmek ve ilişkilerimizi daha sağlıklı hale getirmek için önemli bir süreçtir.
Konuşmak, içimizde biriken duyguları hafifletir ve zihnimizi düzenler. Anlaşıldığımızı hissetmek yalnızlığı azaltır, paylaşmak ise iyileşmenin ilk adımıdır. Çünkü insan, en çok anlatabildiğinde rahatlar.
Ruh sağlığı, insanın sahip olduğu en değerli varlıklardan biridir ve zor zamanlarda destek almak bir zayıflık değil, yaşamı koruyan en önemli güçlerden biridir.
"Aile sisteminde hiyerarşi bozulduğunda çocuklar ebeveynleşir, hayatın akışı durur. Sosyolojik bakışla 'parentifikasyon' ve aile dizimi dengelerini incelediğim bu yazıda, kendi yerimize dönerek özgürleşmenin yollarını ele alıyorum."
Romantik komedi filmlerinde, çoğu zaman hayatı yolunda gitmeyen ya da çok sıkıcı olan bir kişinin yaşamına biri girer ve bir beyaz atlı prens edasıyla bir anda bir sihir olmuş gibi tüm sıkıntılarından kurtulur ve artık çok mutlu olur. Kim böyle bir senaryoyu düşlemez ki ! Peki filmleri bırakıp etrafımıza bakalım....