Toplumsallık başkalarıyla birlikte olmayı yalnız olmaya tercih etme eğilimidir. İnsan grupla birlikte yaşayan bir canlı türüdür. Bu davranışı …

Toplumsallık başkalarıyla birlikte olmayı yalnız olmaya tercih etme eğilimidir. İnsan grupla birlikte yaşayan bir canlı türüdür. Bu davranışı yapma nedeni iyi, doğru ya da düşünülmüş olması değildir, doğası gereği yapar ancak içgüdü, doğuştan belirleyiciler, öğrenme, gereksinimlerin doyurulması gibi temel sebeplerinin olduğu kabul görmektedir.
Bazı durumlarda kişiler etraflarında ne kadar kalabalık bir grup olsa da ailesi, iş arkadaşları gibi yine de kendini uzak, izole ve tek başına hissedebilir. Bu yalnızlık hissi kişide bir süre sonra mutsuzluğa yol açabilir. Kişilik örüntüsüne bağlı olarak bu durumdan yakınmayan ve bunu seven kişiler mevcutken bu durumdan mutsuz olmakta beklenendir.
Bizim için söz konusu olan yalnızlık hissi tabi ki kişinin istemediği halde ortaya çıkan ve kişiye rahatsızlık verendir.
Bu hissin ne olduğundan bahsedelim; temelde kişinin sosyal ortamda iken keyif alamaması, iletişim kurarken isteksizlik, anlaşılmadığını düşünme gibi birçok bilişle kişilerden uzaklaşma ve bu izole halden mutsuz olmadır.
Yazının başında da bahsettiğimiz gibi insan sosyal olmadan yaşayamadığı gibi bu durum doğasına aykırıdır. Anlaşılmadığınızı düşündüğünüzde belki de gerekli olan şey doğru iletişim modeli geliştirilmediğinden ya da gerçekten yakınlık hissinizi tatmin edecek ilişkiler kurulmadığından kaynaklı olabilirken, geçmiş yaşantılar veya sıkıntı verici yaşam olayları bu his için tetikleyici olabilmektedir.
Psikoterapi ile yalnızlık hissine ve dolayısıyla mutsuzluğa sebep olan olaylar ve durumların farkındalığı sağlanarak artık sizin için yönetilmesi mümkün hale gelir.
Erteleme
Gün içinde önümüze gelen bir takım görevler, yapılması gereken işler ve sorumluluklarımız vardır. Bazen yapılması gerekenleri tamamlamak büyük bir yük olur ve sürekli ertelenir.
Erteleme davranışı kabul görülebilir ve zararsız gibi gözükse de alışkanlık haline gelmeye başladığında kişi için zorlayıcı ve içinden çıkılmaz bir hal alır.
Son ana ertelemenin davranışsal, bilişsel ve duygusal boyutları kapsadığı noktasında genel bir kabul olduğu bilinmektedir. Erteleme davranışını tanımlayacak olursak, zamanında yapılması gereken işleri son ana bırakmak olarak ifade edilebilir. Bu davranış; karar vermeyi, planlamayı, yapılması gereken işi geciktirme ya da hiç yapmamaya yönelik davranışsal bir tutum ya da karakteristik bir özelliktir.
Erteleme davranışı aslında ’’Procrastination’’ olarak da bilinen bir rahatsızlıktır; yapılacak işleri sürekli ötelemek, tamamlamaktan kaçınmak bitirme aşamasına bir türlü gelememek hatta hiç başlayamamak olarak ifade edebiliriz.
Erteleme davranışının sonucunda zamanında yapılmayan ödevler, yetişmeyen işler kişinin iş veya okul hayatına başarısızlık olarak yansır. Sadece iş veya okul hayatı değil kişinin sosyal çevresi ile zaman içinde iletişim problemlerini de beraberinde getirerek yıkıcı duygusal süreçlere sebebiyet verir.
Peki erteleme davranışının sebepleri nelerdir, neden sürekli yapılacaklar aksatılmakta…
*motivasyon eksikliği
*yapılacak işi sevmemek
*mükemmeliyetçi olmak
*performans kaygısı
*başarısız olmaktan korkmak
*kişinin kendisine yönelik olağan dışı beklentilerde bulunması
gibi düşünce ve süreçler erteleme davranışını pekiştirmektedir. Bunların yanında plansız olmak, zaman yönetiminde yetersiz olmak yapılması gereken işin sürekli ertelenmesine neden olur.
Bu davranış ile baş edebilmek için ertelemeye neden olan asıl sorunun gün yüzüne çıkarılması önem taşır. Bu süreçte terapi ortamında mümkündür. Çoğumuzun hayatın akışı içinde dönem dönem bu problemle karşılaştığı olmuştur. Önemli olan artık yönetemediğinizi ve size olumsuz etkilerinin yansıdığını fark ediyorsanız erteleme alışkanlığınızı bırakmak için o anda kalıp şimdiye odaklanın ve yapılması gereken iş ne ise hemen başlayın.