Alessandro Michele, Valentino’nun İlkbahar/Yaz 2027 koleksiyonunda henüz okunmamış kitaplardan yola çıkarak giyilmemiş kıyafetlerin taşıdığı ihtimalleri düşünüyor.

Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight
Alessandro Michele, Valentino İlkbahar/Yaz 2027 koleksiyonu için “anti-library” kavramından yola çıkıyor. Henüz okunmamış kitaplardan oluşan bu kişisel kütüphane, ona göre kullanılmayan kıyafetlerle benzer bir potansiyele sahip. Dolapta duran ve belki hiç giyilmeyecek güzel bir elbise de tıpkı okunmayı bekleyen bir kitap gibi, henüz gerçekleşmemiş bir ihtimali taşıyor. Valentino’nun İlkbahar/Yaz 2027 koleksiyonu da bu fikir etrafında şekilleniyor: Bildiğimiz parçaları yeniden bir araya getirerek onları başka bir şeye dönüştürmek.
Michele’nin Valentino’sunda gündelik giyim ile gösterişli parçalar yine yan yana. Çift pileli denimler, ekose gömlekler ve “Villain Teen” yazılı beyzbol şapkaları, büyük gece elbiseleri ve 80’ler tarzı güçlü omuzlu blazerlarla aynı dünyada bulunuyor. Dantel bisiklet şortlarıyla giyilen blazerlar, mücevher tonlarındaki saten büstiyerler ve püskül ile işlemelerle tamamlanan etekler, klasik bir görünümü bilinçli olarak biraz bozuyor.
Bu karşıtlık Michele’nin tasarım dilinin merkezinde olmaya devam ediyor. Fuşya saten bir gece elbisesine eklenen dev pilili pembe bir rozet, ilk bakışta Valentino’nun gösterişli mirasını hatırlatıyor. Fakat hemen yanında dantel, ekose, spor parçalar ya da beklenmedik bir ayakkabı görüyoruz. Koleksiyon, kusursuz bir bütünlük yaratmak yerine farklı dönemlerden ve farklı giyim alışkanlıklarından parçaları aynı görünümde buluşturuyor.
Malzemeler de bu yaklaşımı destekliyor. Yün bir hırka kalın yün pantolonlarla, mor harem pantolonlar yoğun işlemeli çizmelerle eşleşiyor. Altın uçlu ayakkabılar, püsküller, kristaller ve işlemeler gündelik parçaların arasına yerleşiyor. Michele için zenginlik tek bir kumaşta ya da tek bir elbisede değil, farklı parçaların yan yana gelmesinde ortaya çıkıyor.
Koleksiyonun kütüphane atmosferiyle kurduğu ilişki, bugün moda dünyasının yapay zekâ ile olan ilişkisi düşünüldüğünde de ayrıca dikkat çekiyor. Michele’nin yaklaşımı teknoloji karşıtlığından çok, insan elinin bıraktığı izlere duyulan bir ilgiyi gösteriyor. Bir algoritmanın kusursuz biçimde eşleştirebileceği parçalar yerine, ilk bakışta neden bir araya geldiğini tam olarak anlayamadığımız görünümler görüyoruz. Biraz fazla, biraz tuhaf, ama tam da bu nedenle kişisel.
Valentino İlkbahar/Yaz 2027, Michele’nin moda anlayışını teknolojiden ilham almayan bir yere taşıyor. Onun için gardırop yalnızca giyilen kıyafetlerden oluşmuyor; saklanan, bekleyen, yeniden keşfedilen ve başka parçalarla karşılaşmayı bekleyen fikirlerden de oluşuyor. Sainte-Geneviève Kütüphanesi’nin rafları arasında başlayan bu koleksiyon da benzer bir soru bırakıyor: Bir kıyafetin değeri yalnızca onu giydiğimiz anda mı ortaya çıkar, yoksa henüz kullanmadığımız ihtimallerde de saklı mıdır?