Bazı otelleri manzarasıyla, bazılarını kusursuz beyaz çarşaflarıyla hatırlarız. Bazılarını ise lobiye adım attığımız an bizi saran kokularıyla… İşte lüks otellerin bu imza kokuları artık mekanın görünmez dekoru, seyahat hafızamızın en kalıcı hatırası ve eve taşınabilen yeni bir arzu nesnesi.

Bir otelin lobisine girdiğiniz anda sizi karşılayan o kokuyu düşünün. Henüz odanızın anahtarını almamışsınızdır ama şehir geride kalmış, tatil çoktan başlamıştır. Bunu sağlayan mermer zeminler, loş ışıklar ya da kusursuz karşılama olmayabilir. Bazen bütün mesele havada asılı duran, adını koyamadığınız bir kokudur. Lüks oteller uzun zamandır yalnızca nasıl göründükleriyle değil, nasıl hissettirdikleriyle de ilgileniyor. İmza kokuları tam olarak burada devreye giriyor. Mekanın mimarisi gözlere, müziği kulaklara seslenirken koku bütün deneyimi görünmez bir bağla bir arada tutuyor.
BVLGARI
Tende Devam Eden Seyahat
Bu görünmez imzanın nasıl bir arzu nesnesine dönüşebileceğinin en iyi örneklerinden biri Bvlgari. Maison’ın 2017’den bu yana Bvlgari Hotels & Resorts için kullandığı koku, konuklardan gelen ilginin ardından bu sene Eau Parfumée Thé Impérial adıyla kişisel bir kokuya dönüştü. Parfümör Jacques Cavallier-Belletrud tarafından yaratılan unisex kompozisyon, İtalyan bergamotu, limon ve mandalinanın enerjisini siyah çayın hafif dumanlı karakteri ve yumuşak misklerle buluşturuyor. Ortaya iyi bir otel odasında sabah uyanmak gibi temiz, sakin ve kendiliğinden sofistike bir koku çıkıyor. Burada satın aldığımız yalnızca bir parfüm değil, o otelde hissettiğimiz dinginlik ve gündelik hayattan kısa süreliğine uzaklaşma ihtimali.
COSTES
Paris Gecelerinin Kokusu
Hôtel Costes, otel kokusunu kült bir objeye dönüştürme konusunda daha eski ve oldukça Parisli bir örnek. Kırmızı kadifeleri, loş ışıkları, gösterişli çiçek aranjmanları ve moda dünyasından müdavimleriyle tanınan otel, yalnızca konaklanan bir adres değil, başlı başına bir atmosfer sunuyor. Bu atmosferin önemli parçalarından biri de mekanın baharatlı ve gizemli kokusu. Parfümör Olivia Giacobetti ile Rami Mekdachi tarafından yaratılan imza koku, 2004 yılında Eau de Toilette formuyla otelin dışına taşındı. Ardıç, kişniş tohumu, gül ağacı, tütsü, misk, defne, beyaz biber ve lavanta notaları taşıyan kompozisyon, Hôtel Costes’in karanlık ve baştan çıkarıcı dünyasını kırmızı bir şişede yeniden kuruyor.
RITZ-CARLTON
Bir Şehirden Diğerine Kokulu Yolculuk
The Ritz-Carlton ise tek bir imza kokusuna bağlı kalmak yerine farklı otellerinin ruhunu ayrı parfümlerle yakalıyor. Antica Farmacista tarafından yaratılan “50 Central Park”, The Ritz-Carlton New York Central Park’ın atmosferini mürver çiçeği, dağ nanesi ve çilek notalarıyla yorumlarken “Black Orchid”, Asya Pasifik’teki otellerin egzotik dünyasını çiçekler, benzoin, amber ve paçuliyle tene taşıyor. The Ritz-Carlton Rancho Mirage için hazırlanan “Mirage” ise satsuma mandalinası, müge, kayısı, çarkıfelek meyvesi ve siyah frenküzümüyle daha güneşli bir kaçış vadediyor. Oda kokusuyla sınırlı kalmayan ve kişisel parfüm olarak sunulan bu koleksiyon, tek bir otel anısını değil, farklı destinasyonlar arasında yapılan kokulu bir yolculuğu şişeliyor.
ST. REGIS
Güller, Davetler ve New York
St. Regis Hotels & Resorts ise imza kokusunu New York’un gösterişli davet kültürüne bağlıyor. Parfümör ve mimar Carlos Huber tarafından yaratılan Caroline’s Four Hundred, adını 19. yüzyıl sonunda şehrin sosyete hayatına yön veren Caroline Astor’un seçkin davetli çevresinden alıyor. “American Beauty” gülleri, beyaz zambaklar, elma ve kiraz çiçekleriyle egzotik ağaç notalarını buluşturan koku, Astor’un ihtişamlı balo salonlarının modern bir yorumu gibi. Diğer örneklerden farklı olarak tende kullanılan bir parfüm değil, mum, oda spreyi ve difüzör seçenekleriyle sunulan bir ev kokusu koleksiyonu.