Beyin vücudun en fazla kanlanan organlarından biridir. Vücudun ağrılığının sadece 1/40 oluşturmasına rağmen kan dolaşımın %15 beyinden geçer. Bu …

Beyin vücudun en fazla kanlanan organlarından biridir. Vücudun ağrılığının sadece 1/40 oluşturmasına rağmen kan dolaşımın %15 beyinden geçer. Bu kadar yüksek akım beyinin normal çalışmasını sağlar. Fakat aynı zamanda beyini besleyen damarlar vücudun diğer damarlarına göre daha fazla stres altında kalır. Öte yandan beyin kafa içince kapalı bir ortamda yer almaktadır. Kanamaya bağlı hacim arıtışı kafa içindeki basıncın artmasına neden olup beyini negatif yönde etkiler. Dolayısıyla beyin kanamaya en çok meyilli olup kanamaya en az dayanabilen organdır.
Beyin kanamalarının bir çok sebebi mevcuttur: travma, kan sulandırıcı kullanımı, hipertansiyon, beyin damarlarının hastalıkları ve s. Günümüzde bu kanamalarının en sık görülen sebebi hipertansiyondur. Uzun süreli, iyi kontrol edilmediğinde bu hastalık beyin damarlarında kalıcı hasar bırakır ve damarların sertleşip, elastik özelliklerin kaybolmasına neden olur. Böylece bu damarlar kırılgan olup kendiliğinden ve/veya tansiyon yükselmesinden yırtılıp kanamaya neden olur. Bu tür kanamaların genelde beyin dokusunun içinde olur. Küçük kanamalar sadece takip edilip ameliyata gerek kalmaksızın ilaçlara tedavi edilebilir. Fakat büyük kanamalarda bazen ameliyat yapıp beyin dokusu rahatlatmak ve kafa içi basıncı düşürmek için kanama boşaltılabilir. Maalesef ameliyat olsa bile bu hastaların genelde kalıcı sekelleri olur ve uzun süre rehabilitasyon gerekebilir.
Subaraknoid kanama denilen beyin kanama türü beyin dokusunun içine değil beyinin dışında olan, beyin – omurilik sıvısı ile dolu olan boşluğun içine olan bir kanama türüdür. Genelde sebebi beyin damarlarının üzerinde olan anevrizma hastalığıdır. Bu hastalıkta damarda balon şeklinde genişleme olup damar duvarı incelmektedir. Belli bir süre sonra duvar basınca dayanamayıp yırtılıyor ve kanama gerçekleşiyor. Bu hastalığa neden olan birkaç risk faktörleri belli olmasına rağmen tam olarak çözülmüş değil. Hastalığın tedavisi oldukça komplekstir. İlk başta kanama beyin dokusunun içinde olmadığı için hastalar nispeten iyi durumda olabilir. Fakat 3-5 günden sonra kanamaya bağlı beyin damarlarında yığılma başlar ve bundan dolayı bazı bölgeler yeterli kanlanmaz. Ayrıca anevrizma kapatılmadığı sürece tekrardan kanama olasılığı çok yüksek. Kapatılması için anevrizmanın tipine göre cerrahi ve endovasküler yöntemler vardır. Cerrahi yöntemde anevrizma, boynuna klip denilen bir alet konularak kapatılır. Endovasküler yöntemde damar içinden dolgu yapılır. Her iki işlem oldukça zor olup bu alanda uzmanlaşmış kişiler tarafından yapılması gerekir.
Kan sulandırıcısı kullanımına bağlı kanama. Günümüzde çeşitli sebeplerden dolayı kan sulandırıcı kullanan hastaların sayısı oldukça fazla. Bu durumlarda en ufak bir kılcal damardan olan kanama, pıhtılaşma bozuk olduğu için sorun yapabilir. Tedavisinde kan sulandırıcısın etkisi kaldırıp bazen kanamayı boşaltmak gerekebiliyor. Fakat diğer durumlarda olduğu gibi multidisipliner (yani bir kaç branşı içeren doktor takımı) yaklaşım gerekmektedir.
Subdural kanama. Bu durumlarda beyin dokusu dışında, beyin zarları arasında kanama oluşur. Nedenleri travma, kan sulandırıcı kullanımı, ileri yaş olarak bilinmektedir. Vücudun diğer bölgelerinde herhangi bir kanama belli bir süre sonra emilir. Fakat subdural kanama kronik (yani uzun süreli) olabilir ve zaman geçtikçe büyüyebilir.
Beyin dokusun içinde damar hastalığına bağlı olan kanama. Bu durumlarda doğumsal veya sonradan gelişen damar yumakları bağlı beyin dokusun içine kanama gerçekleşir. Bazen bu kanamalar çok küçük olduğu için hasta fark etmez, fakat üst üste gelen kanamalar ve damar yumakları beyinde nöbet odağı oluştur ve hastalar nöbet geçirir. Bu tür nöbetler bazı durumlarda ilaçlara kontrol edilemez hale gelip hastanın yaşamını etkiler.