İki insan birbirini sevdiği halde sürekli aynı tartışmaların içinde kalabilir, zamanla birbirinden uzaklaşabilir ya da “Eskiden böyle değildik” diye düşünebilir. Çiftlerle yapılan çalışmalar bize önemli bir şey gösteriyor: Sağlıklı ilişkiler …

İki insan birbirini sevdiği halde sürekli aynı tartışmaların içinde kalabilir, zamanla birbirinden uzaklaşabilir ya da “Eskiden böyle değildik” diye düşünebilir.
Çiftlerle yapılan çalışmalar bize önemli bir şey gösteriyor: Sağlıklı ilişkiler çatışmanın hiç olmadığı ilişkiler değil; çatışma sırasında bile bağın ve saygının korunabildiği ilişkilerdir.
Peki bu bağı ve saygıyı nasıl koruyacağız? İşte size bazı ipuçları!
*Partnerinizi tanımaya devam edin
İlişkilerin başlangıcında partnerimizi merak ederiz. Nelerden hoşlandığını, nelerden korktuğunu, geçmişini, hayallerini öğrenmeye çalışırız. Fakat yıllar geçtikçe çoğu çift, birbirini artık yeterince tanıdığını düşünmeye ve merak etmemeye başlar.
Oysa insanlar değişir.
Gottman yaklaşımında sağlıklı ilişkilerin önemli özelliklerinden biri, eşlerin birbirlerinin iç dünyalarına ilişkin güncel bir “sevgi haritasına” sahip olmalarıdır. (Jonh&Julie Gottman)
Partneriniz bugün neye kaygılanıyor?
İş hayatında onu en çok ne yoruyor?
Son zamanlarda neyin hayalini kuruyor?
Kendisini hangi konuda yalnız hissediyor?
Şu sıralar hayatında neyi değiştirmek istiyor?
Bir insanla uzun yıllardır birlikte olmak, onu bugün de tanıdığımız anlamına gelmez.
Bu nedenle sağlıklı ilişkinin ilk adımlarından biri şudur:
Partnerinizi tanıdığınızı varsaymak yerine, onu merak etmeye devam edin.
*İlişkinin küçük anlarını küçümsemeyin
İlişkiler çoğunlukla büyük romantik jestlerle değil, gündelik hayattaki küçük temaslarla güçlenir.
Partneriniz size “Bugün çok yoruldum” dediğinde aslında yalnızca gününü anlatmıyor olabilir. Bazen bu cümlenin altında görünmeyen bir ihtiyaç vardır:
“Senden ilgi istiyorum”
Bu küçük temas girişimleri ilişki içinde kurulan bağın önemli parçalarıdır. Partnerimizin bize yöneldiği bu küçük anlarda biz de ona dönebiliriz.
“Bugün çok yoruldum.”
“Gerçekten mi? Ne oldu?”
gibi basit bir cevap bile “Seni duyuyorum ve seninle ilgileniyorum”
*Tartışmanın görünen konusu ile gerçek ihtiyacı birbirinden ayırın
Çiftlerin tartışmaları çoğu zaman para, çocuklar, ev işleri, telefon kullanımı, kök aileler ya da cinsellik üzerinden görünür. Oysa çoğu zaman ihtiyaçlar bambaşkadır.
“Senin için önemli miyim?”
“Sana ihtiyacım olduğunda yanımda olacak mısın?”
“Beni hâlâ seviyor musun?”
“Bu ilişkide yalnız mıyım?”
Örneğin bir eş:
“Bütün gün beni bir kere bile aramadın.”
dediğinde, diğer eş bunu eleştiri olarak duyabilir.
Fakat bu cümlenin altında bazen:
“Gün içinde aklına gelmek ve senin için önemli olduğumu hissetmek istiyorum.”
ihtiyacı vardır.
Sorun şu ki çoğumuz kırılgan duygularımızı doğrudan söylemek yerine onları öfke, eleştiri, suçlama veya geri çekilme yoluyla ifade ederiz.
Böylece ihtiyaç görünmez, savunmalar konuşmaya başlar.
*Partnerinizi değil, aranızdaki negatif döngüyü sorun olarak görün
Çift terapisinde en önemli değişimlerden biri, “Kim haklı?” sorusundan uzaklaşıp “Aramızda ne oluyor?” sorusuna geçebilmektir.
Örneğin kadın yakınlık ihtiyacı arttığında daha fazla soru soruyor ve konuşmak istiyor olabilir. Erkek bunu baskı olarak algılayıp geri çekilebilir. Erkek geri çekildikçe kadın daha fazla kaygılanır ve daha çok üzerine gider. Kadın üzerine geldikçe erkek daha fazla kapanır.
Bir süre sonra ikisi de diğerini sorunun kaynağı olarak görmeye başlar:
“Sen sürekli üzerime geliyorsun.”
“Çünkü sen hiçbir şey konuşmuyorsun.”
Oysa ilişkinin asıl düşmanı çoğu zaman taraflardan biri değil, ikisinin birlikte sıkıştığı döngüdür.
Döngüyü fark edebilmek çiftin birbirine karşı savaşmak yerine sorun karşısında aynı tarafta durmasını kolaylaştırır.
“Dün akşam konuşmaya çalıştığımda telefonuna bakmaya devam ettiğinde kendimi yalnız hissettim. Bir şey anlatırken birkaç dakika sadece benimle ilgilenmene ihtiyacım var.”
Burada amaç duyguları bastırmak değildir. Tam tersine, öfkenin altında bulunan daha kırılgan duyguyu ve ihtiyacı ifade edebilmektir.
*Tartışırken ilişkinizi de koruyun
Sağlıklı bir bağ içindeki çiftler hiç tartışmayan çiftler değildir.
Tartışma sırasında bağı koruyan ve sonrasında ilişkiye geri dönebilen çiftlerdir.
Bazen küçük bir cümle tartışmanın yönünü tamamen değiştirebilir:
“Bir dakika, birbirimizi kırmaya başladık.”
“Bunu yeniden söyleyebilir miyim?”
“Ne demek istediğini anlamaya çalışıyorum.”
“Şu anda savunmaya geçtiğimi fark ettim.”
“Seninle kavga etmek değil, anlaşmak istiyorum.”
İlişkilerde önemli olan hiç hata yapmamak değil, kopuş yaşandığında yeniden bağ kurabilmektir.
*Partnerinizin duygusal olarak ulaşılabilir olduğunu hissettirin
Partnerler ilişkisinde şunu hissedebilmelidir:
“Sana ihtiyacım olduğunda sana ulaşabilirim.”
Bu her problemi çözmek anlamına gelmez.
Bazen partneriniz sizden çözüm değil, yanında kalmanızı ister.
“Buna çok üzüldüğünü görüyorum.”
“Buradayım.”
“Bunu birlikte düşünelim.”
gibi basit ifadeler sinir sistemine güçlü bir mesaj verebilir:
“Bu duyguyla yalnız değilsin.”
Yakın ilişkilerin iyileştirici taraflarından biri de tam olarak budur.
Sağlıklı ilişkinin temel sorusu
Uzun süreli ilişkilerde tabii ki sevgi önemlidir; fakat sevginin davranışa dönüşmesi gerekir.
Birbirini merak etmek, küçük bağlantı girişimlerine cevap vermek, eleştirmek yerine ihtiyaçları anlatmak, negatif döngüleri fark etmek ve çatışmadan sonra yeniden birbirine ulaşabilmek ilişkinin güvenliğini zaman içinde güçlendirir.
Çünkü güçlü ilişkiler kusursuz ilişkiler değildir.
Güçlü ilişkiler, iki insanın tekrar tekrar birbirine dönebilmeyi ve güçlü bağı devam ettirmeyi öğrenebildiği ilişkilerdir.
(Bu içerik Değişik Platformlar taranarak alıntılanmıştır)