enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,1833
EURO
52,7770
ALTIN
6.635,47
BIST
14.311,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
16°C
İstanbul
16°C
Az Bulutlu
Cuma Hafif Yağmurlu
11°C
Cumartesi Çok Bulutlu
14°C
Pazar Hafif Yağmurlu
13°C
Pazartesi Çok Bulutlu
14°C

Yeme Bozukluğu ve Diyet Dışı Yaklaşım

Yeme bozuklukluğu ve bozuk yeme davranışı aynı şey değildir. Eğer söz konusu böyle bir problem size geleneksel diyet yaklaşımının dışında bir yaklaşımla ilerlemek gerekir.

Yeme Bozukluğu ve Diyet Dışı Yaklaşım
02.04.2026
5
A+
A-

Yeme bozukluğu dediğimiz şey aslında sadece yemekle ilgili değildir. Yemek, beden ve zihin arasındaki ilişkinin bozulduğu bir noktadır. Bazen dışarıdan “çok yemek”, “az yemek” ya da “seçici olmak” gibi görünür ama içeride çok daha derin bir kontrol ihtiyacı, duygusal yük ve bedenle kurulan zorlayıcı bir ilişki vardır.

Bu yüzden yeme davranışlarını tek bir noktadan değil, bir spektrum üzerinden düşünmek daha gerçekçidir. Bir ucunda tanı almış yeme bozuklukları varken;anoreksiya nervosa, blumia nervosa ya da tıkınırcasına yeme gibi ;  diğer ucunda “bozuk yeme davranışları” yer alır. Sürekli diyet yapmak, açlık-tokluk sinyallerinden kopmak, yedikten sonra suçluluk hissetmek, bazı besinleri “yasak” ilan etmek… Bunlar çoğu zaman normalleştirilse de bu spektrumun içindedir. 

Peki diyetler neden çözüm olmuyor? Çünkü diyetler çoğu zaman davranışı baskılar ama altta yatan ihtiyacı görmez. Araştırmalar da bunu destekliyor. Özellikle kısıtlayıcı diyetlerin uzun vadede sürdürülemediği, hatta tekrar eden kilo alım-verim döngülerine (yo-yo) ve yeme ataklarına zemin hazırladığı gösteriliyor. Kısıtlama arttıkça zihinsel olarak yemeğe odaklanma artıyor, bu da kontrol kaybını tetikleyebiliyor. Yani sorun irade değil, yaklaşımın kendisi.

Ben burada farklı bir yerden bakıyorum. Danışanlarımla çalışırken amacım sadece ne yediklerini değiştirmek değil; yemekle kurdukları ilişkiyi dönüştürmek. Açlık ve tokluk sinyallerini yeniden tanımayı, bedenle yeniden bağ kurmayı, yasakları esnetmeyi ve yemeği bir kontrol aracı olmaktan çıkarmayı birlikte çalışıyoruz. Çünkü gerçek iyileşme, sadece listelere uymakla değil; esneklik, farkındalık ve güven geliştirmekle mümkün.

Ve belki de en önemlisi şu: Bu bir süreç. Hızlı çözümler değil, sürdürülebilir bir ilişki kurmak hedef.
 

(Bu içerik Değişik Platformlar taranarak alıntılanmıştır)

ETİKETLER:
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.